Ramazan aylarının kendine has uhrevi bir havası vardır. İnsanlar ister oruçlu olsun, isterse oruçsuz; davranışları diğer zamanlara göre daha mutedildir. İstisnalar dışında fevri davranışlarda bulunulmaz, insanların hareketleri daha sınırlıdır.

Ramazanlarda; özellikle öğleden sonra bazı dost ziyaretlerinde bulunulur. Hem vakti olumlu geçirmek, hem de daha önce görmediği kişilerle hasbihal etmek için münasip bir vakittir. Zaten konuşulan konular da ayın ehemmiyetine ters düşmez. Çünkü insanlar ağızlarından çıkanlara daha çok dikkat eder.

Ben de bazı dostları ziyaret etmek için kapalı ve soğuk sayılabilecek bir havada şehri dolaşıyor, bazı tanıdıkları ziyaret ediyordum. Ziyaret edilen kişiler çalışıyorsa fazla vakitlerini almamak gerekiyor. Bu gibi durumlarda, ihtiyaç ve zaruret hali, makul süreyi aşmaması gerekir. Yani “Ehemmi mühimme tercih etmek” esastır.

Biraz hayal, biraz hatıra arası düşüncelerle şehri adımlarken, birden karşımda Yılmaz Ocak’ı gördüm. Birbirimize doğru yürüyorduk. Emekli bir eğitimci olan Yılmaz Ocak ile eş zamanlı görev yapmışlığım olmuştu. Uzun süren bir dostluğumuz vardı. Kendisi bir “İzci lideri” ve seyyahtır. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere seyahatlerde bulunur.

Yılmaz Ocak ile karşılaştığımda karşılıklı hal hatır ettikten sonra bana; “Vaktin varsa Şehit Gökhan Demir İlkokuluna gidelim mi?” dedi. Eskiler; bir dostunuz “Hadi gidiyoruz” derse “nereye” diye sorulmaz şeklinde bir yazı okumuştum. Ben de “Tamam, hadi gidelim” dedim. Nihayetinde okula ulaştık.

Okula vardığımızda Okul Müdürü Yaşar Ocak Beyefendi öğretmenler ile bir işi olduğundan geçici olarak yerinde değildi. Biz de Müdür Yardımcısı İlhan Kılıç Beyefendinin makamına uğradık. İlhan Kılıç Beyefendi ile evvelden bir tanışıklığımız olsa da şartlar gereği bir arada bulunma imkânımız çok olmadı. Bizi makamına davet etti. Tabii günlerden ramazan olunca çak kahve ikramı gibi şeyler olmayacaktı.

Bir odada üç eğitimci olunca konu da eğitime dair oluyor. Hani; “Bülbülün yüz türküsü varmış, doksanı gül üzerineymiş” diye bir söz vardır. Bizimki de o hesap, eğitim üzerine konuşmalar oldu. Müdür Yardımcısı İlhan Kılıç, izci Lideri ve seyyah Yılmaz Ocak ve ben kısa bir süre bir arada bulunurken Okul Müdürü Sayın Yaşar Ocak da yanımıza geldi.

Yaşar Hocam Çaybaşı ilçesinden geldiği için orada bulunan ortak tanıdıklarımızdan bahsettik. Yer yer mizahi konular da geçti. Zaten geçmiş öyle değil mi? Ya gülerek hatırlanır ya da hüzünlenerek. Geçmiş hem hatıra, hem hafızadır…

Bu arada İlhan Kılıç teknolojiye bir hayli hâkim. Hem Yılmaz Ocak’a hem de bana yardımcı oldu. Kendisine teşekkür ediyorum. Ayrıca daha çok sosyal medya üzerinden tanışıklığımız olmasına rağmen kırk yıllık tanıdık gibi davranması da bizde yabancılık hissi uyandırmadı.

İzci lideri ve seyyah olmanın özelliği ile Yılmaz Ocak da kısa hatıraları ortama renk kattı. Bu arada Okul Müdürü Sayın Yaşar Ocak da samimi davranışları ve hoş sohbeti dostluğun pekişmesine katkıda bulundu.

İftar vaktinin yaklaşması, bulunduğumuz yerin resmi hüviyette olması ziyaretin kısa olmasını gerektiriyordu. Nihayetinde herkesin mükellef olduğu bir işi vardı.

Son olarak bir hatıra fotoğrafı çektirerek okuldan ayrıldık. Yılamaz Ocak ile aynı yolları yürüyerek evlerimize doğru yol aldık. Eskilerin “Şen olası hanede evlad ü ıyal” bekler sözü mucibince kendi hanelerimize doğru kısa bir sefere çıktık.

Son olarak Şehit Gökhan Demir İlkokulu Müdürü Sayın Yaşar Ocak, Müdür Yardımcısı Sayın İlhan Kılıç ve kısa bir süre görüştüğümüz Sayın Hasan Açıkgöz’e misafirperverliği için teşekkür ederiz. İşlerinde kolaylıklar ve başarılar dileriz.