Atalarımız bazen lafı uzatmadan söylerler. Tabiri caizse eğip bükmezler. İşin en güzel tarafı söylenen bu sözleri herkes anlar. Yani bir nevi toplumsal bir öğrenme yoludur bu.

Yıllar sonra, ilk defa kimin tarafından söylendiği bazı sözler “anonim” adıyla yazılı ve sözlü edebiyatımız içinde yerini alır. Kültürümüzün önemli bir parçası olur.

Bu sözlerden biri de “Dış kapının mandalı” diye bilinen sözdür.

Daha çok yetkisiz, konuyla alakasız kişiler için söylenir. Hatta bazen de küçümseme, beğenmeme, itibar edilmemesi gerekenler için de kullanılır. Bir hususu konuşurken danışmak veya fikrinin sorulması için geçen bir kişi için “O da kim oluyor? Dış kapının mandalı” denildiğini duymuşluğunuz vardır.

Dış kapının mandalı…

Yani işe yaramaz, kapının dışında kalmış, olup bitenden haberi olmamış anlamında kullanılır.

Dış kapı ve mandal…

Bu ifadeyle söylenmesi ilk defa ne zaman olmuştur bilinmez ama sanki işin içinde bir terslik var gibi.

Önce dış kapıdan bahsedelim. Dış kapı; evin koruyucusudur. Evin içine girmek için dış kapının açılması gerekir. Bir şehrin surları gibi. Bir kalenin giriş yeri gibi. Dış kapı, içeride olanları korumak için vardır. Zaten dış kapıdan geçilince içerisi için hazin bir akıbet olabilir.

Surlar şehrin dış kapısı gibidir. Kaleler ve kuleler haber vericilerdir. Her şey içeridekileri korumak içindir. Surlar ve kaleler kolay geçilmez. Çünkü ilk direniş oradan başlar. Kaleler, surlar ve dış kapılar kendini ilk siper edenlerdir. Bulundukları yerde beklerler öylece. Onları görenler oradan geçmenin pek kolay olmadığını bilirler.

Geçenler olmuş mudur? Olmuştur elbette. Kâh gelen kuvvetlere takati yetmemiştir, kâh içerideki muhbirlere…

Dış kapı kolay geçilecek yer değildir yani. Geçilse bile geçenlere epey zayiat verdirir. Tabiri caizse mücadelesini sonuna kadar verir.

Biz bazı şeyleri anlatırken başka şeyleri de küçümser gibi oluruz. Bahse konu “Dış kapının mandalı” sözünde “Dış kapı” ehemmiyetsiz bir şeymiş gibi de algılanır. Ben hep bu sözde mandaldan çok dış kapı tabirini yeterli bulmam. Keşke “Dış kapının mandalı” yerine bahsedilen o neyse “İçeriyi hak etmiyor” deselerdi.

Biliyorum bazı sözlerde anlatılma şeklinden çok anlatılan mühimdir. Eskiler buna kast-ı mahsusa der.

Yazımızı burada sonlandıralım. Yoksa bana “Senin yazdıkların da dış kapının mandalı” hükmündedir diyen olur. Olur mu olur…

Velhasıl, dış kapı mühimdir.

Dışını koruyamayan, içini de koruyamaz. Tıpkı meyvelerin kabuklarının içlerini koruduğu gibi. Her şeyin bir yeri var. Lafın da… Yersiz laf etmemek lazım…