Ülkenin daha nerelerinde kullanılır; kullanılırsa hangi anlamda kullanılır bilmem ama Ordu’nun Perşembe ilçesinin Okçulu köyü ve civarlarında kullanılan bir kelimedir.

İlk defa dile ne zaman girmiştir, bir kaynağı var mıdır bilinmiyor. Ancak ahali arasında herkesin bileceği bir anlamda kullanılıyor.

Gündelik konuşmalar arasında geçebilecek bir kelime değildir. Çünkü bu kelimenin kullanılması için kendine has olan şartların gerçekleşmesi lazım.

Alavanda kelimesi, insanların birbirleriyle muhabbet ederken aralarında geçen bir kelime değildir. Hatta kısmen kavda ederken de. Belki bir tartışmanın başlarında muhataplardan biri diğeri için diyebilir ama aynı anda ikisi de bir diğeri için diyemez.

Daha çok bir toplantı veya sohbetin ortasında oraya gelen birinin daha önce duyulmamış bir haberi duyurma tonuyla ilgili bir kelimedir. Gelen haberci önce oturup, sonra oradakilere bir haberi uhulet ve suhulet içinde veriyorsa bunda bir beis yoktur. Konu gelen haberin konusu üzerine olur ve ona göre sohbet yeni bir şekle bürünür.

Gelen haber oradakiler tarafından kayda değer değilse; “ Üzerinde konuşmaya değmez” denir ve kapatılır.

Şayet dışarıdan gelen kişi, yüksek sesle sanki çok önemliymiş gibi “Hey millet! Ne oldu biliyor musunuz? Falanca şöyle demiş, filanca böyle yapmış…”

Haberi getiren kişi son derece yüksek tonda ve tekrarlanan cümlelerle; tabiri caizse bağırarak veya oradakileri azarlar gibi konuşuyorsa o kişi için; “Bir alavanda ile geldi, diyeceğini dedi gitti” derler.

Alavanda ile gelmek veya konuşmak…

Bir nevi bağırarak, azarlayarak konuşmaktır. Yukarıda da belirtilen gibi şartlara bağlı bir ifadedir. Yoksa gündelik hayattaki mevzular içinde geçen bir kelime değildir.

Alavanda kelimesinde daha çok “Palavra, abartma, mübalağa ve küstahlık” vardır. Makulün dışında bir davranış şeklidir ve bu gibi kişiler, bir cemiyette azınlıkta bulunurlar.

Kısaca “Alavandacıları” cemiyet normal görmez. Hatta doğru olsa bile başka sözlerine de inanan pek çıkmaz. Bu tür kişilerin topluma en büyük zararı doğru haber getirmesidir.

Adı çıkmıştır bir kere.

Ne demiş büyükler: “Adı çıkacağına canı çıksın!”

Daha fazla uzatıp biz de “alavandacı” sınıfına girmeyelim. Daha söylenecek çok şeyimiz var.