Ünye, Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu’na son vermesiyle birlikte doğrudan Osmanlı idaresi altına girdi. 1864 Vilayet Nizamnamesi’ne kadar Trabzon Eyaleti’ne bağlı Samsun Canik Sancağı’nın bir kazasıydı.
Sultan Abdülaziz dönemindeki idari reformlarla birlikte 1864’te yayımlanan nizamname, Ünye’ye kaderini değiştiren bir unvan getirdi: Trabzon Eyaleti’ne bağlı Sancak Beyliği (Liva). Yani vilayet statüsü.
O dönemde Ünye vilayet olduğunda;
Fatsa Kazası
Niksar Kazası
Erbaa Kazası
Bolaman Kazası
Karakuş Nahiyesi (Bugünkü Akkuş)
Cevizdere Nahiyesi
Kumru Nahiyesi
doğrudan bu merkeze bağlı kaza ve beldelerdi.
Ne var ki bu ihtişamlı dönem uzun sürmedi. 1868’de merkezi hükümetin taşra maliyetlerini düşürme ve sivil bürokrasiyi tek elde toplama gerekçesiyle sancakları birleştirme kararı alması, Ünye’nin sancak statüsünü geri aldı; şehir yeniden Canik Sancağı’na (Samsun) bağlı bir kaza haline getirildi.
Meclis Kürsüsünde Bir Ünye-Ordu Kavgası: 4 Aralık 1920
Takvimler 1920’nin Aralık ayını gösterdiğinde, Karadeniz’de Ordu’nun yeni bir bölgesel merkez yapılması için TBMM’de kıran kırana bir süreç başladı. 4 Aralık 1920’de Meclis kürsüsünde yankılanan sesler, aslında bugünkü idari sınırların ve belki de asırlık sitemlerin temelini atıyordu:
Canik Mebusu Emin (Geçelli) Bey: "Efendim, bendeniz Canik mebusu sıfatıyla arz etmek isterim ki; Ünye ve Fatsa kazaları öteden beri Canik Sancağı’na bağlıdır. Ticaretimiz, idari bağlarımız Samsun ile kaimdir. Samsun iskelesi bu kazaların ticaret kapısıdır. Ahalinin rızası alınmadan bu iki kadim kazayı Canik’ten koparıp Ordu Livası’na bağlamak halka kolaylık değil, ancak külfet ve mağduriyet getirecektir. Bu mülki taksimata itiraz ediyoruz!"
Karesi Mebusu Vehbi Bey: "Bir vilayet kurulurken yalnızca haritadaki mesafeye bakılmaz; ahalinin hissiyatı ve ticari bağı esastır. Canik’in en mamur iki kazası olan Ünye ve Fatsa’yı alırsanız, Canik’i zaafa uğratırsınız. Ordu’yu elbette liva yapalım, buna kimse mani değil; lakin Canik’in kadim parçalarını sökerek değil!"
Şebinkarahisar Mebusu Memduh Bey: "Mesele yalnızca idari bir taksimat değildir efendiler. Bölgedeki Rum çete faaliyetleri ve sahil emniyetsizliği ortadadır. Samsun’un bu sahillere anında müdahale etmesi müşkülleşmektedir. Ordu’nun merkez yapılması, asayişin tesisi için bir zarurettir."
Canik mebuslarının feryatları ve itirazları sonucu değiştirmeyecekti; Ordu ve çevre illerin mebuslarının desteğiyle Ünye ve Fatsa’nın Ordu’ya bağlanmasını öngören kanun teklifi TBMM’de kabul edildi.
Tarihin Tozlu Raflarında Çözülemeyen Bir Sır:
Hasan Fehmi Bey Neden İstifa Etti?
Meclis kürsüsünde Ünye’nin Canik’te kalması gerektiğini savunan en güçlü seslerden biri de Canik Milletvekili, Ünyeli Kadızade Hasan Fehmi (Çoldur) Bey’di. Fakat iradenin oylandığı 4 Aralık 1920’de Hasan Fehmi Bey mecliste yoktu. Çünkü kader oylamasından sadece birkaç gün önce, 30 Ekim 1920’de milletvekilliğinden istifa etmiş, savcılık mesleğini seçerek Ankara’nın yasama koridorlarından çekilmişti.
"Mecliste olsaydı, Ünye lehine ses yükseltseydi sonuç değişir miydi, neden istifa etti?" soruları bugün bile cevabını bulamamış, hafızalardaki yerini koruyan tarihi bir muammadır.
Ordu artık müstakil bir vilayet olmuştu. Ünyelilerin dimağına ve tarihine ise şu sitem kazındı: "Biz ezelden beri Samsun’a bağlıydık. Neden Ordu’nun merkez olacağı bir yapıya yamandık?"
Sokaklara Dökülen Öfke: 17 Aralık Protestoları
Kurtuluş Savaşı’nın o can pazarında, TBMM hükümeti idari sınır değişikliklerinde otoriteden taviz vermezken; Ünyeliler Samsun’dan koparılmayı kabullenememişlerdi. Öyle ki, 17 Aralık 1920’de halkın ve mülki erkanın katıldığı devasa bir protesto mitingi düzenlediler. Meclis’e ve Dahiliye Vekaleti’ne gönderilen telgraflarla bu haksızlığa karşı çıktılar.
O günden sonra Ünyelilerin kalbindeki vilayet olma ateşi hiç sönmedi. 1950’lerde çok partili hayatla birlikte Kırşehir, Adıyaman, Nevşehir il yapılırken; Ünyeliler de İkizce, Çaybaşı, Tekkiraz, Akkuş, Kumru ve Korgan’ın desteğiyle Ankara’da kulislere başladılar. Ancak bu çabalar o dönem yerel gazete manşetlerinden ve sözlü taleplerden öteye geçemedi.
1989-1993: En Somut ve Örgütlü Mücadele
Ünye’nin il olma yolundaki en organize ve belgeli hamleleri 1989-1993 yılları arasında gerçekleşti. Kurulan sivil toplum kuruluşları, dernekler ve esnaf odaları "Ünye İl Komitesi" çatısı altında birleşti. Ankara’ya giden heyetler; Ünye’nin stratejik konumunu, limanını ve hinterlandındaki ilçelerle olan bağını raporlaştırarak Ünye’nin "vilayet" olmasını talep ettilerse de, o dönemde 67’den 81’e çıkarılan iller arasına giremedi.
1990’ların ortasında "il sayısının 100’e çıkarılması" tartışmalarında Ünye en güçlü adaydı. Seçim meydanlarında vaatler havada uçuşuyor, TBMM’ye kanun teklifleri veriliyordu. 2000’lerin eşiğinde kent girişlerine asılan "82 İl Adayı Ünye’ye Hoş Geldiniz" tabelaları, binlerce imzalı dilekçe bu mücadelenin en somut nişanesiydi.
Sancak Beyliği Ünye
Bu kutlu yolculukta son halka, yönetim kurulu başkanı olduğum Ünye Medya İletişim Derneği (ÜMİD) tarafından gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle hayata geçirdiğimiz ve bu yazıyı kaleme alırken de büyük ölçüde ilham aldığım "Sancak Beyliği Ünye" projesini ve aynı adı taşıyan kitabımızı yayınladık.
Devletimize Minnettarız
Bugün, MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de il olmayı bekleyen ilçeler için yaktığı yeşil ışık, milyonlarca vatandaş gibi Ünyelilerin de yüreğine yeni bir heyecan salmıştır. Bu vesileyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye, MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın İsmail Faruk Aksu’ya ve geçmişten günümüze Ünye’nin il olması için gayret gösteren bakanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.
Ben memleketim Ünye’nin asırlık adalet ve vilayet arayışından kesitler sundum. Kıssadan hisse; darısı, hakkı olan tüm güzel ilçelerimizin başına…
Şakir Gürel
UBK GENEL BAŞKANI