İnsanlar şiir okumayı sevdiğini söyler de şiir kitapları temin etmekte biraz yavan davranırlar. Daha çok roman, hikaye, deneme tarzı eserler daha çok rağbet görür.
Biz konudan uzaklaşmadan, ben en son okuduğum şiir kitabından bahsedeceğim. Son güz…
Son güz, Termeli şair Azmi Taştan’a ait bir eser. Şairimizi 2012 senesinin eylül ayından beri tanırım. Bir halk ozanı. Aşık tarzı şiirler yazar. En son Terme’de yapılan bir şiir şöleninde o da bir şiirini okudu. Kendini tanıtırken tahsilinin olmadığını özellikle belirtiyor. Zaten Son Güz adlı eserde de bahsetmiş.
Arımlı mahlasıyla şiirler yazan şairimiz Azmi Taştan, son kitabının dördüncü sayfasında Terme Ortaokulu birinci sınıfından ayrıldığını yazıyor. Eftalit Yayınlarından çıkan eser 112 sayfa ve 107 şiirden meydana gelmiş.
Şiirlerinde son derece hisli mısralar var. Zaten âşık tarzı şiirlerin karakteristik taraflarından biri. Biz bir şiir kitabını bir yazıya sıkıştırabilecek meziyette biri değiliz. Ayrıca şiir tahlili de yapacak değiliz. En azından okurla bir malumat sahibi olur da devamını kendisi okur.
Kitabın ismini taşıyan “Son Güz” adlı şiirde “ Dalım yaralandı son güzde benim” diyor. Burada sadece bir “dalın” hasar görmesinden öte bir mısra bu. “Gönül Köprüsü” adlı şiirinde “Süzülen petekten tadarım seni” diyor. Tam bir şair mısraı. Çok lafa ne hacet.
Azmi Taştan belki ilk defa rastlanan bir uygulamada bulunmuş. Mahlasını “Soranın mı var?” adlı şiirde iki defa kullanmış. Şiirin ikinci kıtasında “Arımlı halini soranın mı var” derken, son kıta da ise “ arımlı Azmi’yim, zarda zor idim” diyor. Ayrıca “Kestiler Bize” başlıklı şiirde “ Mahlasım Arımlı, adım Azmi’dir” derken hem asıl ismini hem de mahlasını aynı anda kullanmış.
Azmi Taştan bazen sitem dolu mısraları kaleme almış. Yanmış bir yüreği, haksızlığı ve kadirşinassızlığı da alır mısralarına. “Melek Değilim” adlı şiirin ikinci kıtasında “ Hasretler, hüzünler kapımı çaldı” mısraının akabinde dördüncü kıtada “Yokluk zindanında bıraktın beni” mısraını kaleme alan Azmi Taştan zımnen “Ben şairim” diyor aslında.
Mısraları bazen kurşun gibi geçiyor okuyanın içine. “Sabaha kadar” adlı şiirini “ Bülbül olsam, sevda yüklü dil olsam/ Adını ararım sabaha kadar.” Eh! Daha ne desin? Demiş diyeceğini zaten. “Vefasız” adlı şiirinde “Zehri zerk eyledi yüreğe verdi” derken sanırım bir hissi en üst perdeden kaleme almış mısra avaz avaz bağırıyor. Bir şey “damara” zerk edilir. Şair burada zehri “yüreğe” akıtıldığını ifade ediyor. Şairlik böyle bir şey. Anlıyoruz sizi ustam…
Yine “Vefasız” adlı şiirde “ Tabip, yaralara el vurma kanar” derken insanda neler çağrıştırıyor neler. Fuzûlî “El çek ilacımdan tabip…” dememiş mi? Leyla Hanım “Zalım söyletme beni derunumda neler var?” dememiş mi? Abdürrahim Karakoç “ Doktor benim derdim bambaşka bir dert/Ağrıyan yerimi sorma boşuna” dememiş mi? Azmi Taştan da “Tabip yaralara el vurma, kanar” derse çok mu yani…
Şairimiz “ Yollara Sordum” şiirine “Yürüyüp gittiğin yollara sordum/ Bağrımda yürüdü, gezdi dediler” demiş. Pes! Bir şey bu kadar mı “İçe işler” gibi söylenir yani. Peki ya “Kaldım” başlıklı şiirinde “Hasret göleğini giydirdin bana” derken nasıl bir ruh halindeydi. Hasret, uzakta olana duyulur. Gömlek üzerinde giyilen bir kıyafet. Nasıl oluyor da hasret gömleği giyiliyor? Bunu ancak başka bir şaire sormak lazım.
Siz tesellinin ne olduğunu bilir misiniz. İşte size hem sanatkarane bir teselliyi “Öğütüyorum” adlı şiirden alınmış mısralara açıklamak istiyorum. Şair bu şiirinde “hayalin karşıma çıktığı anda/ Onunla kedimi avutuyorum” diyor. Ne de çok şey diyor. Hayal ile avunmak. Bir şarkıda Rıfat Ayaydın; “Yorgun düştüm koklamaktan hayalini dün yine” mısraları geldi hatırıma. Neyse geçelim… Peki “ Bugün” adlı şiirde “Çöllerim Mecnun’a kapalı bugün” derken Mecnun’un ne yapması gerekiyor? Belki bir çaresizliğin ifadesi. Tabii bunu en iyi şairin kendisi bilir. Hani “Mana şairin karnındadır” diye bir söz var. Bu da o sınıftan bir ifade. Çölleri Mecnun’a kapatmak…
Azmi Taştan “Gökler Ağladı” şiirinde nadir kullanılan bir uygulama yapmış. Beş kıtalı şiirin dördüncü kıtasında kullanmış mahlasını. Son kıtada ise gerçek isminden bahsetmiş. Son olarak seçtiğim mısra “Gelir” adlı şiirden. Şirin ikinci mısraında “Aşkın pınarından gönlüne aksam” diyor. İzaha lüzum mu var. Hani başka bir şairin “Gülü tarife ne hacet/ Ne çiçektir biliriz” demesi gibi.
Şahsıma ait özel bir not: Şairimiz Azmi Taştan, namı diğer Arımlı “Didar ve Türap” kelimelerini dikkat çekecek kadar kullanmış. Her şairin birkaç kelimesi olur böyle.
Azmi Taştan’a; sağlıklı, huzurlu ve şiir dolu bir ömür dilerim.