Yarınlara bırakacağımız güzel hasletlerden biri de dostlukların kalıcı olmasıdır. Aksi takdirde insanlar kendi menfaatleri için birbirlerine güzel davranıyorsa ona dostluk değil, “çıkar” denir.

Dostluklar kalıcı, çıkarlar geçici olur.

İnsanın insana bir hal hatır sorması bile dostluk alametidir. Yeter ki bu gönülden olsun. Lafı uzatmadan asıl mevzuya geçelim.

İkamet ettiğim yer itibariyle bana en yakın sosyal tesis Ünye’de “Tilla” olarak bilinen ve halka açık bir mekân. Yazın ve kışın ziyaretçileri olur. Yazlık ve kışlık ziyaretçiler arasında olan tek fark; yazın gurbetten gelenlerin de bulunması.

Ben de asude bir mekân olan tesise hemen hemen her gün uğrar, bir köşeye çekilir ya okur, ya da bazı notlar alırım. Tabii her gün uğradığım için tesiste görevli olan kişiler ile de irtibatımız olur. Hatta ileri zamanlarda bazı şakalaşmalar aramızdaki bağı biraz daha kuvvetlendirir. Belli zaman sonra iş “çalışan ve müşteri” anlayışından öte, hane sahibi ve misafir durumu hâsıl olur.

Tesis bu! Görevliler arasında temelli ayrılan olduğu gibi yer değişikliği de yapılır. Tamamen idari bir tasarruf olan bu değişiklikler her ne kadar önceleri biraz yadırgansa da zaman içinde alışılır. Hayatın bizim anlayamadığımız bir akışı vardır çünkü.

Ben Tilla adı verilen yere hemen hemen her gün uğrarken sadece izinli olanları göremem. Hatta gözlerim izinli olan kişileri bile arar. Sanki bana o izinli olan kişinin yokluğu uzun süredir görememiş hissi uyandırır. Ne yalan söyleyeyim hüzünlenirim bir an. Belki okuduğumuz şiirlerden üzerimize sinen bir hissiyattır bu. Bana göre “Gözden ırak olan, gönülden uzak olmaz.” Hatta “Gözden ırak olan gönle daha yakın” olur.

Tilla adı verilen mekan ve orada görevliler ile ilgili birçok defa yazı yazmıştım. Bu durum bazen bana yazı konusu bulmama da yardımcı oluyor. Ne zaman tesis içinde farklı bir durum meydana gelse görevlilerden biri “Hocam yine size yazacak bir şey çıktı” diye hatırlatmalarda bulunduğu da olmuştur.

Günlerden bir gün Sevgi Gürel Hanımefendi tesiste değildi. Önce, izinli olduğunu düşündüm. Daha sonra art arda olmadığını görünce umarım hasta falan değildir diye geçirdim içimden. Oradakilere sorduğumda bana “Artık At çiftliğinde görevli” dediler.

Bu durum önceden de alışık olduğumuz bir şeydi. Dedim ya hayatın yarını belli olmuyor. Sevgi Gürel’i diğer görevliler gibi tanırım. Çalışma bölgesi biraz vatandaşlardan uzak olsa da benim gibi devamlı olanlar herkes hakkında az veya çok gözlem yapabiliyoruz. Ayrıca 40 seneye yakın eğitimci olarak devletin okullarında görev yapan biri olarak insan davranışları üzerine yapılmış yazılar okumuşluğumuz var.

Sevgi Hanım, Tilla’da kendine verilen işleri yerine getirirken kendine has duruşu vardı. Özellikle “kumpir” denilen yeni zaman yiyeceğini hazırlamanın çok kolay olmadığını onu hazırlaması sırasında anladım. Tezgâhın başına geçiyor, sanki bir makine gibi el yordamıyla gerekli malzemeleri o kadar seri bir şekilde bir araya getiriyordu ki iyi bir gözlemcinin dikkatinden kaçması mümkün değildi. Hatta bu işi yapan kişinin yüzü görülmese bile hareketlerinden o olduğunu anlamak zor değildi.

Kendisinin Ünye At Çiftliğinde görevlendirildiğini duyduğumda onu ziyarete gittim. Haliyle çok şaşırdı. Çünkü bir iş yerinden başka bir iş yerine gitmiş birini ziyaret az rastlanır bir şeydir. Ancak onca senedir hazırlamış olduğu çayı içen biri olarak bu ziyareti yapmamak vefasızlık olurdu. En azından bir helallik almak lazımdı. O Tilla’nın “Sevgi ablası” olarak biliniyordu. Ha, Tilla’da çok kıymetli kişiler var. Ancak konumuz Sevgi Hanım olduğu için cümlelerimi onun üzerine kuruyorum. Yoksa Tilla’da görev yapan herkes benim için çok değerli kişiler. Öyle de kalacaklar.

At Çiftliği ziyaretim esnasında beni karşısında görünce hem şaşırdı, hem de sevindi. Yılardır başka yerde gördüğü kişinin yakınında olması şaşırtıcı olabilirdi. Yine aynı kişinin ziyaret için orada olması da sevindirici bir şeydi.

Bu arada bu yazı belli ki burada bitecek gibi değil. Ben Sevgi Hanımefendi’yi ziyaret ettiğimde yanında bulunan çalışma arkadaşı Songül Ayhan Hanım’ı da tanımış oldum. Çok mükemmel bir ikili olmuş. Bir iş yerinde uyumlu kişiler verimi artırdığı gibi kendilerini de ruhen yormamış olurlar.

Bu arada Songül Hanım’ın boşalmış bardağımı almadan dolusunu getirmesi üzerinde de yazı yazacağım çünkü buradaki yerim daraldı.

Sevgi Gürel Hanımefendi’ye yeni yerinde başarılar dilerim. Songül Ayhan Hanımefendi’ye de çayları için teşekkür ederim her ikisini de müsait olduğumda ziyaret edeceğim. Her şey gönüllerinde olun inşallah. Her ikisi de çok iyi insanalar.