Şakir Gürel: Yeni Medya Meslek Yasası Olmadan Basın Özgürlüğü Sağlanamaz
Şakir Gürel: Yeni Medya Meslek Yasası Olmadan Basın Özgürlüğü Sağlanamaz
İçeriği Görüntüle

Türkiye, AK Parti iktidara geldikten sonraki ikinci yerel seçimlere giriyordu. O dönem, Ünye’den Ordu il geneline yerel karasal yayın yapan Hizmet TV ile Samsun’da uydudan Türkiye geneline bölgesel yayın yapan AKS TV’nin genel yayın yönetmenliğini yapıyordum. Aynı zamanda Ünye’deki televizyonun kurucu ortağı, Samsun’daki televizyonun da kurucu yönetim kurulu başkanıydım.
2004’teki ilk yerel seçimlerde İstanbul’a gidip o dönem henüz başbakan olmayan AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la özel bir röportaj yapmıştık. (Bu röportajımın hikâyesini de bir başka zaman yazacağım.) İşte o dönem desteğini aldığımız Ünye Belediye Başkanı ve onun ağabeyleri ile zaman içinde ilkesel bazda ayrılıklarımız oluştu.
Araya Giren Ortaklar ve Zoraki Buluşma
2009 yerel seçimleri geldi çattı. Ünye’nin tek yerel televizyonu Hizmet TV ile Orta Karadeniz’in tek uydu televizyonu AKS TV’nin ortağı ve sahibi olarak, Ünye Belediye Başkanı ve hamileri ile aramız eskisi gibi bal kaymak değil, limoniydi. Aramızın açılmasının asıl nedeni ise 2007 genel seçimlerinde Ordu’dan milletvekili aday adayı olmamdı.
AK Parti’nin Belediye Başkanı ve adayı, aramızın düzelmesi için kimi zaman dostlarla, kimi zaman partililerle, kimi zaman da televizyonumuzun şirket ortaklarıyla haberler gönderiyor; arayı iyileştirmek için özel görüşme talep ediyordu. Araya şirket ortaklarımız da girince "görüşmezsem uzlaşmaz, uzlaşmaz olduğu için de görüşmeden kaçan bir gazeteci/televizyon yöneticisi" konumuna düşmemek, haklıyken haksız görünmemek adına görüşmeyi kabul ettim.
Benim de çok iyi tanıdığım ancak benden ziyade ortaklarımın yakın dostu olan bir iş insanının ofisinde, onun nezaretinde buluştuk. Benim açımdan samimi bir görüşmeydi. Tüm samimiyetimle yapılan, yaptıkları hataları açıkladım. O güne kadar gazetecilik yaparken kişisel kaygılarla hareket etmediğimi, şu anki tek kaygımın da Ünye olduğunu anlattım.
"100 Bin Lira İstedi"
Sonuçta iş; belediye başkan adayını bir ay sonraki seçime kadar desteklememiz karşılığında bize verecekleri nakit desteğini kabul etmeme geldi. Açık ve net olarak, seçimde bir adayı destekleme karşılığı asla para kabul etmeyeceğimi söyledim. Tüm adaylar gibi televizyonumuzdan yapacakları seçim ilanları ve reklamları için şirket muhasebesine resmi ödeme yapabileceklerini ve karşılığında bu hizmeti alabileceklerini belirttim.
Başkan ve adayı, bu teklifi tek bir şartla kabul edeceğini söyledi: Seçime girecek diğer siyasi partilerin ve adaylarının ilan ile reklamlarını yayınlamayacaktık! Biz de doğal olarak, başka siyasi partiler ve adaylar üzerinde sansür uygulayacak bir şartı kabul etmeyeceğimizi söyleyerek görüşmeden ayrıldık.
Ne Oldu Dersiniz?
Televizyonumuzun ortaklarını, dostlarımızı araya koyarak benimle görüşen ve seçimde vereceği parayla yayınlarımızı diğer siyasi partilere kapatmamızı isteyen o belediye başkanı, ilk mahalle mitinginde otobüsün üstünden seçmenlerine hitap ederken:
"Ünye’deki tek televizyon ve onun kurucusu Şakir Gürel var ya... İşte o Şakir, bu seçimlerde bizim seçim haberlerimizi yapmak için benden 100 bin lira istedi. Vermeyince de aleyhimize yayın yapmaya başladı!" dedi.
Biz, "Benden para istedi." diye açıkça yalan söyleyerek propaganda yaptığı o miting dahil, tüm mitinglerini ve etkinliklerini haber yapıp yayınlamaya devam ettik. Çizgimizi, duruşumuzu bozmadık; yayıncılık ilkelerimizden taviz vermedik. Ama ortak dostlarımızı aracı yaparak bizimle özel görüşen belediye başkanı tarafından arkadan hançerlenmiş, iftira ve ihanete uğramıştık.
CHP Genel Merkezi'nde Neler Yaşanıyor?
Önceki gün CHP Genel Merkezi'ndeydik. Dünkü yazımın sonunda; "Sayın Kılıçdaroğlu ile baş başa yaptığımız o 20 dakikada ve sonrasında heyetçe gerçekleştirdiğimiz yarım saatlik sohbette neler konuştuk, hangi soruları sorduk ve ne yanıtlar aldık? Hepsinden önemlisi, bugünlerde CHP Genel Merkezi nasıl bir atmosfere sahip, orada neler yaşanıyor?" diye sormuş ve cevaplarını bugünkü yazımda vereceğimi belirtmiştim.
Genel merkezde yaşananlar, az önce bir örnekle anlatmaya çalıştığım 2009 yerel seçimleri süreciyle neredeyse birebir aynı. Bir ilçede, bir gazeteci-televizyoncu ile yerel bir siyasetçi arasında yaşanan o ihanet örneği, elbette CHP’de yaşanan devasa süreci anlatmaya tek başına yetmez; ama biliriz ki teşbihte hata olmaz.
CHP Genel Merkezi, tahmin edilebileceği gibi eskisinin aksine oldukça sakin bir atmosfere sahip. Genel Başkan, genel başkan yardımcıları, genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, basın sözcüsü ve basın mensupları her zamanki gibi yerlerinde, hummalı bir çalışma içerisindeler. Gelenleri, gidenleri, ziyaretçileri eksik olmuyor; ancak AK Parti Genel Merkezi'ne gelip gidenlerle kıyasladığımızda sayısal oran yaklaşık %70’e %30 civarında. Genel merkez binasına yaklaştığınızda sizi, binanın duvarını boydan boya kaplamış bir Atatürk posteri ile üzerinde "Şimdi Arınma Zamanı" yazan Kılıçdaroğlu posteri karşılıyor.
Kılıçdaroğlu ile Baş Başa 20 Dakika
Her zamanki rutin kontrollerden geçerek genel merkez binasına, oradan da görevlilerin yönlendirmesiyle genel başkanlık katına çıktık. Özel kalemde çay-kahve eşliğinde yaklaşık 20 dakika dinlendikten sonra, özel kalem müdürünün yönlendirmesi ile Sayın Kılıçdaroğlu’nun makamına girdim. Sayın Kılıçdaroğlu büyük bir incelik göstererek beni makam kapısının girişinde karşıladı. Makam masasının önündeki tekli koltuklardan birine beni buyur etti, diğerine de kendisi oturdu. Çay ve kahve ikramının ardından baş başa görüşmemiz başladı.
TİMEF’in 2017 Mart ayında Ankara’da gerçekleştirdiği "OHAL Sürecinde I. Anadolu Medya Çalıştayı" sonuç bildirisi ile o dönem çalıştay heyetiyle birlikte bizi genel merkezde kabul ettiklerinde çekildiğimiz fotoğrafları kendisine takdim ederek kabulleri için teşekkür ettim.
İçinde bulunduğumuz iletişim çağında dijitalleşmenin geldiği nokta itibarıyla mevcut basın yasasının yetersiz kaldığını belirterek 11. Anadolu Medya Çalıştayı sonuç bildirisini ve "Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu" projemizin dokümanlarını kendilerine sundum.
Bu proje kapsamında iktidar ve muhalefet partilerinin ilgili yetkilileriyle görüştüğümüzü; Türkiye’nin yedi bölgesinde, en az on ilde gerçekleştireceğimiz toplantıların beş bölgede altısını tamamladığımızı anlattım. Bu kapsamda eski yeni, iktidar muhalefet gazeteci milletvekillerinin hemen hepsine ulaştığımızı ve bu çalışmanın gerekliliği noktasında mutabık kaldığımızı belirttim. Hatta Diyarbakır’da DEM Partili Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları da dâhil olmak üzere, yerel ve genel tüm ilgilileri ziyaret ettiğimizi aktardım. 2017’de olduğu gibi 2026’da da heyetimizi genel başkan düzeyinde kabul eden tek liderin kendisi olduğunu vurgulayarak ayrıca teşekkür ettim.
Bizi dikkatle dinleyen Kılıçdaroğlu, 2017’de olduğu gibi bugün de yeni bir medya meslek yasası çıkarılmasını ve bu yasa çerçevesinde bir medya meslek birliği kurulmasını sonuna kadar desteklediğini, bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunun sözünü verdi.
"Cumhuriyetin Partisini Arındırmakta Kararlıyım"
Kılıçdaroğlu söylemlerinde son derece net ve kararlıydı. Türkiye’nin yedi bölgesinde ve 81 ilinde; kongre sürecinde ve sonrasında, "mutlak butlan" kararında ve bugünlere gelinmesinde yaşananlarla ilgili mümkün olduğunca çok ve kısa sorular sordum. Hepsine samimiyetle cevap verdi.
Baş başa görüşmemizdeki özel sohbetimizin tüm ayrıntılarına girmem, takdir edersiniz ki gazetecilik etiği açısından doğru olmaz. Ancak şu kadarını söylemeliyim: Sayın Kılıçdaroğlu; kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, gizli ya da aşikar hangi oyunlar oynanıp ne kararlar alınırsa alınsın; CHP’yi, yani Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün partisini rüşvetten, yolsuzluklardan ve ahlaksızlıklardan arındırmakta çok net ve kararlı. Bunun için yapması gereken ne varsa yaptığını ve yapacağını açıkça ifade etti.
Görüşmenin devamında Kılıçdaroğlu; toplantıya katılan UBK Başkan Vekili Nizamettin Bilici, Muhasip Üye Sultan Tapdık, Teşkilatlanma Başkanı Utku Soner Demiröz, Denetleme Kurulu Başkanı Şahin Özer, Trakya Bölge Temsilcisi Yaşar Polat ve Tekirdağ İl Temsilcisi Cengiz Yıldız’a sırasıyla Trabzon, Eskişehir, Uşak, Adana, Tekirdağ ve Trakya bölgesindeki genel/yerel siyaset ile CHP il teşkilatlarının durumu hakkında sorular sordu, kendilerinden detaylı bilgiler aldı.