TİLLA ÇAY BAHÇESİ VE KIŞ
Çay bahçeleri yaz-kış demeden hizmet veren yerlerdendir. Genelde orta sınıf vatandaşların rağbet ettiği yerlerdir buralar.
Şairin “Her mevsim içimden gelir geçersin” diye kaleme aldığı mısralar sanki bu tür yerlerde yazılmıştır. Her ne kadar “İçimden gelir geçersin” diye bahsettiği şey “başka” olsa da.
Konumuz Tilla Çay Bahçesi.
Ünye’de bu ve benzeri birçok yer var. Vatandaşların; kısa bir soluklanma, birilerini bekleme ve birileriyle görüşmek için bu tür yerleri tercih ederler. Kâh bir merdiven altında bulunan çay ocakları, kâh geniş bir sahaya kurulmuş çay bahçeleri.
Otuz altı yıldan fazla Ünye’de yaşayan biri olarak benzeri yerlere uğradığım olmuştur. Ancak Tilla Çay Bahçesi diğerlerine göre farklı bir yere sahiptir. Ne kimselere tepeden bakanların uğradığı, ne lüzumsuz hır-gür çıkaranların bulunduğu bir yerdir. Tabii istisnalar hariç. O konuya da geleceğiz. Bir tarafında deniz, diğer tarafında hayallerin…
Yaz ayları; ülkenin diğer yerlerinde de olduğu gibi ilçemizde biraz hareketli geçer. Bir yılın yorgunluğu ve uzun zamandır doğduğu topraklardan uzak kalanlar, izinleri müddetince doğduğu topraklara döner. Bir-iki günlük hasret gidermenin ardından ilçe gezilir. Tabii bu gibi hallerde başka yerlerden gelenler de birbirleriyle buluşur. En güzel buluşma yerleri de çay bahçeleridir.
Yazın, müşteriler daha çok tesisin dış tarafına kurulmuş masaları tercih ederler. Hava sıcaktır ve Tilla gibi yerlerde denizden gelen serinlik ayrı bir avantajdır.
Hem uğrayan müşterilerin çokluğu, hem de isteklerin farklılığı hizmeti biraz daha güçleştirir. Bir de buna müşteri kaprisi eklenince işin içinden çıkılmaz olur. Şahsi kanaatimce “Müşteri her zaman haklıdır” sözüne hiç itibar etmedim. Bu ne demek? Her gelen istediği gibi davranabilir demek. Yine şahsi görüşüm şudur ki “Müşteri, müşteri olduğunu bilmeli; emeğe saygı göstermelidir.” Çünkü çalışan kişiler de insandır ve asıl saygıyı onlar hak etmektedir.
Şahit olduğum ve içimden sinirlendiğim şeylerden biri de grup halinde gelen müşterilerden siparişlerini farklı zamanda vermesidir. Bu da çalışan kişilere eziyettir. Maalesef cemiyet olarak bazı şeyleri öğrenemedik. Kimse kendini başkasının yerine koymuyor. Fakat kendine bir zarar gelince de gök kubbeyi yıkıyor. Sahi biz ne zamandan beri bencil olduk?
Havalar soğumaya başlayınca tesisler ana merkeze daha yaklaşır ve zamanla tesisin dışında hizmet verilemez. Bu durumda çalışanlar daha dar alanda kalır. Bu durum çalışanlar üzerinde nasıl bir etki yapar bilemiyorum.
Gelelim çalışanlara. Meslek hayatımın 38 yılının 18 yılı idarecilikle geçti. Yüzlerce öğretmen binlerce öğrenci ve veli ile karşılaştım. Beş parmağın hepsi bir olmaz diye bir söz vardır. Bu kadar kişiler de birbirinden ayrıdır. Demem o ki insan ile anlaşmak zordur. Bir müşterinin lüzumsuz bir isteğinin verdiği can sıkısı, günün yorgunluğundan daha fazladır. Yok bu çay niye koyu, yok su niye soğuk, neden bu kadar geciktiniz? Sorular çoğaltılabilir. Sanki beyzadenin veya hanımefendinin hizmetçisi var karşısında.
Bütün mesele karşındakini anlamak olmalı bu tür yerlerde. Tilla Çay Bahçesi çalışanlarının hem kendi aralarındaki uyumu, hem iş disiplini, hem müşterilere olan davranışları son derece mükemmel. Bir idareci gözüyle bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Daha önce de bahsettiğim gibi çalışma saatleri ve sayıları düzenlenmeli. Bence hakları da iyileştirilmeli.
Özellikle kamu tesisleri bir ticaret yeri değildir. Sosyal nizamın işlemesi ve kişilerin dinlenme yerlerinin güzelleştirilmesi için devletin de katkıda bulunması lazım. Her şeye “para” mantığı ile bakılamaz. Parayı orada çalışanlar daha çok hak ediyor. Şayet biz karşımızdakine saygı ve sevgi çerçevesinde iyi muamele edersek, bize de aynı şekilde karşılık verirler.
Havalar soğudu. Belki iki bardak sıcak çay ile insan içini ısıtabilir. Ancak ben Tilla Çay Bahçesine gittiğimde içimi çay ısıtsa bile gönlümü orada bulunan güler yüzlü vefakâr kişiler ısıtıyor. İnsanın ruhunu ısıtmak bedenini ısıtmaktan daha zordur.
Bu tesiste daha önce çalışmış ve şimdi çalışan güzel insanlara selam olsun. Yetkililere de bir sözüm olacak. En azından yılın belli zamanlarında gelip hal hatırlarını sorsunlar. Ne demiş şair: “bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir.” Bizden söylemesi…