MÜDÜR

MÜDÜR

Bu kelimeyi ilkokula başladığım gün duymuştum. Yani yedi yaşımdan 60 yaşıma kadar okulların açık olduğu her gün “müdür” yazısı görüş mesafesinde duruyordu.

Öğrenci iken “müdürün” kendisini görmemize rağmen odasına uğradığımız vaki değildi. Tabi hususi durumlarda olan öğrenciler hariç.

Tirebolu Cumhuriyet Ortaokulunda o günkü adı “Fen ve Tabiat Bilgisi” olan dersin öğretmeni olarak başlayıp 60 yaşıma kadar görev yapmıştım. Dolayısı ile okulları açık olduğu her gün “müdür” yazsını okurduk. Hatta bazen “Müdür odası” toplantı yeri olarak kullanılırdı. Kısaca bu kelimeyle 54 sene baş başa kaldık.

Emekli olduktan sonra kendimce bir gezi planı yaptım. Kah ziyaret, kah turistik, kah kültürel çalışmalar için ilçe ilçe dolaşmaya başladım. An itibariyle çoğu aynı bölgeden olmak kaydı ile 172 ilçe dolaştım. Her ilçede mutlaka en az bir okul ziyaretinde bulunup ilçe hakkında bilgiler aldım. Tabii bu bilgiler sadece okullardan değil; yerel yöneticiler, kaymakamlıklar ve çay ocaklarından da elde etmişliğim var.

Yolumun Ankara’ya düştüğü bir zamanda şimdiki görev yeri Ziya Gökalp İlkokulu olan değerli dostum ve meslektaşım Rıza Arslan ile bir önceki okulunda tanışmıştım. Okulun bahçesinden içeri ilk girdiğimde görevlilere emekli öğretmen olduğumu ve müsaitse okulu ziyaret edeceğimi söyledim. Konu Rıza Arslan Beye ulaştı ve beni davet etti. O gün bu gündür dostluğumuz devam etti.

Rıza Arslan Bey ile yaklaşık üç senelik bir tanışıklığımız var. Kendisi ile telefon ile de görüştüğümüz oluyor. Ne zaman Ankara’ya gelsem mutlaka yanına uğrardım.

Eğitimcilerin de bildiği gibi “rotasyon” adı verilen yer değiştirme kuralına göre Rıza Arslan Bey tanıştığım okulundan şimdiki okuluna yani Ziya Gökalp İlkokuluna atanınca yüz yüze görüşmelerimiz şimdilik kaydıyla mümkün olmadı. Çünkü Ankara’da kaldığım yer ile onun bulunduğu yer arası biraz uzaktı. Ben de başşehri çok tanımıyordum.

Ne zaman Ankara’ya gelsem onunla tanıştığım okulun önünden geçerken hep Rıza Arslan Bey hatırıma gelir. Ancak artık o başka okuldadır artık.

Yine Ankara’ya geldim. Eski okulunun önünden geçerken, yeni müdür ile tanışmak için okul bahçesine girdim. Okul müdürü ile görüşeceğimi söyledim. Yapılan görüşmeler sonunda okula girmem uygun olmayacağı kararının ardından oradan uzaklaştım.

Bir eğitimci olarak fikrim şudur ki her okul yolgeçen hanı değildir. Tabiatıyla güvenlik açısından okula girmem uygun olmayabilir. Eski bir eğitimci ve idareci olmam bana bu hakkı vermez. Disiplin ve kural her zaman öğrenci güvenliği açısından isabetli bir karardır. Bu kararından dolayı yeni atanan müdürün kararını saygı ile karşıladım.

Ancak gezdiğim yerlerde 200 civarında okula uğradım. O okul içeri giremediğim tek okul olarak hatıralarım arasında kalacaktır.

Bu vesile ile sevgili dostum Rıza Arslan Beye en kalbi selamlarımı yolluyorum. Yine Ankara’ya geldim ama yanına uğrayamadım. Malum her geldiğimde ikamet ettiğim muhit Rıza Arslan Beyin bir önceki okulunun yakınında. Her o okulun önünden geçerken Rıza Hocayı anmamak mümkün değil. Zaten ömür boyu unutmayacağım.

Umarım bir gün taze demlenmiş çay eşliğinden sohbet ederiz. Rıza Arslan Beye bundan sonraki görevinde başarılar, kendisine de sağlıklı ve huzurlu bir ömür dilerim.