Asıl konuya gelmeden önce daha önce okuduğum bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Daha doğru bir kıssa bu. Çıkarılacak hisse ise çok daha fazla.
Efendim hadise şöyle vuku bulmuş:
Günlerden bir gün bir çiftliğin sahibi, çiftlikte dolaşırken bir yumurta bulmuş. Bulduğu yumurta daha önce görmediği bir yumurta imiş.
Çiftlik sahibi bulduğu yumurtayı kuluçka yatan bir tavuğun altına bırakmış. Gel zaman, git zaman içinde kuluçka tavuğun altında bulunan yumurtalardan civcivler çıkmaya başlamış. Çıkan civcivlerin biri hariç hepsi birbirine benziyormuş. Farklı olan ise çiftlikte bulduğu yumurtadan çıkan imiş.
Aradan geçen zaman içinde civcivler büyümeye başlamış. Hepsi birer tavuk veya horoz olacak şekilde büyürken biri yani bulunan yumurtadan çıkan diğerlerine benzemiyormuş.
Günler günleri, haftalar haftaları kovalamış. Kartal yumurtasında çıkan canlı diğerleri gibi davranmaya çalışıyormuş. Verilen yemleri yemeyi deniyor, onlar gibi tünüyormuş.
Bir gün çiftliğin üzerinden bir kartalın uçtuğunu görmüş. Bakmış kendine benziyor. Hemen onun gibi yapmaya yani uçmaya çalışmış. Bunu gören çiftlik sahibi hızla kartal yavrusunun yanına gelmiş ve ona: “Sen uçamazsın! Çünkü sen bir tavuksun!” demiş.
Sen bir tavuksun…
Hikâye, yani kıssa bu.
Gelelim hisseye…
Bugün ülkemizde, “Kartal yumurtası” hikâyesinde olduğu gibi on binlerce gencimiz yetişiyor. Birileri ona “kartal” olduğunu değil de “tavuk” olduğunu söylerse önünü kapatmış olur. İnsanların hayalleri ile başarıları aynı paralelde olursa başarı kaçınılmazdır. Ancak bizi küçük başarılarla avutup, daha büyüklerini kendilerine saklayanlar olacaktır hep. Mühim olan kendimizi bilmektir.
Bütün bunları niye yazdım?
Turhal Atatürk Ortaokulu öğrencilerinden Çağla Akkaya ülke genelinde önemli bir başarı elde etmesi sonucu ona bazı tavsiyelerde bulunan çok olacaktır. Hâlbuki o bu başarısını dört sene muhafaza ederse yine ülke çapında aynı başarıyı gösterecektir. Çünkü yine aynı kişilerle sınava girecektir.
Çağla’nın bundan sonra akademik bilgiler dışında iyi bir rehberliğe de ihtiyacı olacaktır. Yoksa onca başarının sonunda hiç hak etmediği bir alana yönlendirilmesi lazımdır. Yukarıda yazan hikâyeden de anlaşılacağı üzere “Uçmasına” izin verilmeli. Yoksa “Sana bu kadarı yeter, sen bununla yetin!” gibi telkinler ne ona ne de ülkeye yarar. Yarasa yarasa onun boşaltacağı koltuğa başkasının oturmasına yarayacaktır.
Son olarak Çağla Akkaya kızımıza hayırlı bir gelecek dilerim. Başta Okul Müdürü Keziban Özcan ve okul öğretmenlerini emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Okulunuzdan daha nice Çağla’lar çıkar inşallah. Nasılsa bunu başarmış biri var. Bir kere başarılan, tekrar başarılabilir.