Bazen insan nerede, ne zaman, ne ile karşılaşacağını bilemez. Bu durum bazen can sıkıcı bazen de hoş olur. Zaten rastlantılar planlı olmayan şeylerdir.
Bazen hiç beklemediğin bir zamanda ihtiyaç duyduğun şeye kavuşabilirsin. Bu insanı memnun ve mutlu etmekten öte bazen de zor durumdan kurtarır. Bu zorluğun aşılmasında size yardımcı olan kişiye minnet duyarsınız. Hatta hafızanızdan yaşadığınız müddetçe çıkmaz.
…
Daha eylülün ilk günleriydi. Hava sıcaktı. En azından bana göre öyleydi. Ben bankada olan bir işim sebebiyle öğle arasına varmadan yetişmek istedim. Bakladan içeri girdiğimde işlem yapılacak kadar vaktin olduğuna kanaat getirdim. Herkes gibi ben de sıra numarası aldım ve beklemeye koyuldum.
Nihayetinde duvarda bulunan ışıklı uyarıcıda benim elimdeki numaranın yandığını görünce işlemi yapılacak görevlinin karşında bulunan ve işi olanlar için hazırlanmış koltuğa oturdum. İşlemi yapacak olan kişi zarif bir hanımefendi idi. Tabiatıyla ne için geldiğimi sordu. Ben meramımı anlatım ve gerekli olan kimlik kartımı kendilerine takdim ettim. Kısaca bu bir para çekme işlemiydi.
Ben bankaya mesai saatlerinde yetişeceğim diye dinlenmeden yürüdüğüm için çok terlemiştim. Aşırı terlemem yakınımda olan herkes tarafından anlaşılabiliyordu. Ayrıca giydiğim kıyafetimden de anlaşılıyordu.
Para çekmek için gittiğim banka Ünye Deniz Bank Şubesiydi. Ben yorgun ve terli bir vaziyette beklerken zarif bir el bana “havlu peçete” diye bilinen peçeteyi uzattı. O an için yüzümde birikmiş terlerden kısmen kurtulacağım için sevindim. İşlemin ne kadar uzayacağı belli değildi. Çünkü para çekme işlemi haricinde de bankayla ilgili başka bir istekte daha bulunacaktım.
Bana uzatılan peçete ile yüzümü silmeme rağmen terleme devam ediyordu. Daha sonra isinin Ayşenur olduğunu öğrendiğim personel bana ikinci bir defa daha aynı peçeteyi takdim etti.
İşlem bitip oradan ayrıldıktan sonra daha bankadan çıkmadan aklıma çok kişiye göre basit sayılsa da bir insanın zor durumdan kurtulmasına yardımcı olmak insani bir davranıştı. Hemen geri döndüm ve bana yapmış olduğu bu nazik davranışından dolayı Ayşenur Hanımefendi için bir yazı yazmak istediğimi sormaya gittim. Bu zamana kadar şahıslarla ilgili izinsiz veya rızasız yazı yazmadığım için Ayşenur Hanımefendi’ye durumu izah ettim. Gerekli izni alınca da bu satırları yazdım.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki iyilikleri anlatmak, yazmak veya bir şekilde duyurmak başka kişilerinde iyilik yapmasına vesile olmak demektir. Bu bir eğitimci olarak benim bir vazifemdir. Ancak bazı kişilerin isimlerinin her yerde geçmesine rızası olmayabilir. Şayet öyle olsaydı bu yazıyı yine yazar ve nerede olduğuna dair bir açıklama yapmazdım.
Ayşenur Hanımefendi bana sadece bir peçete ikram etmedi. Zorda kalan birine yardımın ne kadar ehemmiyetli bir şey olduğunu da gösterdi. Ayrıca dikkatinden dolayı da kendilerini tebrik ederim. Çünkü daha önce tanışıklığımız yoktu. Böyle bir davranışta bulunmasa bile bir kusur işlemiş olmazdı. Ama o dikkatinden ve nezaketinden dolayı karşında bulunan kişiye yardım etmiş olması mühimdi. Bu vaziyetin iyi bir örnek olarak başkaları da bilmeliydi.
Belki bundan sonra ne zaman “havlu peçete” görsem; aklıma hep zarif bir el ile takdim edilmiş o tek kullanımlık eşya gelecek. Tabi Ayşenur Hanımefendi de…
Böylece tarihe güzel bir davranışı havale ettik. Umulur ki Ayşenur Hanımefendi gibi dikkatli ve nazik davranışlarda bulunanların sayısı artsın. Yine umulur ki kendine yardımcı olan kişileri başkalarına güzel örnek diye yazanlar olmasa bile anlatanlar çıksın.
Ayşenur Hanımefendiye bu nazik ve isabetli davranışından dolayı teşekkür ederim.