BİR ASIRLIK GELENEK

Tosya, hayatımda önemli yer alan ilçelerden biridir. Kastamonu ilinin nüfus olarak en büyük ilçesi olan Tosya il merkezi haricinde yüzölçümü olarak, Taşköprü ve Araç ilçelerinden sonra gelen bir ilçemizdir.

Sadece Kastamonu’nu değil ülkemizin de tarihi öneme haiz ilçeler sıralamasında oldukça önemli yer tutar. Zaten Kastamonu tarihi ve coğrafi özellikler bakımından çok ilin önünde gelir.

Daha önce iki defa ziyaret edip, dört sene arayla iki defa konakladığım ilçe hafızamda önemli yer tutar. Ayrıca Tosya ile ilgili eserler bazı bilgileri kalıcı hale getirmiştir.

Son olarak Bolu’nu doğu yakasına ait; Dötrdivan, Yeniçağa, Mengen ve Gerede ilçelerini ziyaret edip Samsun istikametine doğru yol alırken planlarım arasında Tosya’yı da ziyaret etmek vardı. Gerede’den yola çıkıp Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde konakladıktan sonra, Çorum’un Osmancık ilçesine varmak için yola koyuldum. Güzergâh üzerinde Tosya’da vardı.

Takvimler 17 Haziran 2026 tarihini gösterirken bir öğle sonları Tosya ilçesine ulaştım. Daha önce yaya olarak iki defa yürüdüğüm bu ilçeyi bu sefer taşıt ile dolaşmaya karar verdim. Kararıma da uydum. Şehrin çıkışında bulunan son binayı da geçtikten sonra geri döndüm. Okulların son haftasıydı. Baktım bir okulun önünde faaliyet var. Hemen okula yöneldim.

Zaten yapılan sene sonu faaliyetinin sonlarına gelinmişti. Yani okulun paydos vakti yaklaşmıştı. Okulun üzerinde Tosya Fevzipaşa İlkokulu yazıyordu. Daha okulun bahçesine adım atar atmaz okul idarecilerinden Mesut Delebe Beyefendi karşıladı bizi. Ne de olsa yabancı olduğum belli oluyordu. Çünkü veli olsam kesin bilinirdi.

Veliler öğrencilerini aldıktan sonra etraf sakinledi. Mesut Delebe ile eğitime, hayata ve geleceğe dair konuştuk. Çok idareci gibi o da yeni projeler ile okula nasıl bir katkıda bulunacağı üzerine kafa yormakta. Kısaca ideal bir öğretmen veya idarecide olan vasıf.

Ben 37 senemi bu işe vermiş olan biri olarak konuşulan konulara yabancılık duymuyordum. Mesut Delebe Beyefendi her haliyle okulunu bir adım daha nasıl ileri götüreceği üzerine hesaplar yapıyordu. Olması gereken de buydu zaten.

Karşılıklı çaylardan sonra Tosya ve ülke eğitim gündemine dair de konuştuk. Bu arada Mesut Delebe Beyefendi bana okulun kuruluşundan günümüze kadar öğretmenlerin fotoğrafının olduğu panoları gösterdi. Dile kolay tam 103 yıllıktı. İlk başladığı günden beri görev yapmış öğretmenlerin fotoğraflarını toplamak söylendiği veya yazıldığı kadar kolay değil.

Okul duvarındaki panoya hayret ile baktım. Ne demekti okulun açıldığı ilk günde beri görev almış öğretmenlerin isimlerini tablolar halinde duvarda saklamak? Bunu başlatan idareci ve devam ettiren herkesi tebrik etmek gerekiyor.

İlk fotoğraflar haliyle siyah-beyaz. Son yıllarda renkli fotoğraflar süslemiş tabloları.

Birbirine eşit alanda üç ayrı panoya yerleştirmişler bu öğretmenlerin fotoğrafları. Eski bir eğitimci ve idareci olarak hayran hayran baktım duvardaki tabloya. Sonra hatıra kalsın diye bir de fotoğrafını çektim. Daha sonra uğradığım okullarda göstermek için.

Yolcu yolunda gerek misali Tosya’dan ayrılmak için harekete geçerken, Mesut Delebe ile bir hatıra fotoğrafı çektirdik okulun önünde. Şimdi fotoğrafa bakıyorum da bir tuhaf hissediyorum kendimi. Zaten öyle değil midir? Bir yerlere uğra, yeni dostluklar kur, daha sonra bir oradan ayrıl. Bir daha gidilir mi gidilmez mi oralara meçhul.

Okulun önünde çektirdiğimiz o fotoğrafı muhtemel Mesut Delebe’de saklayacaktır. En azından o an için yaşadığımız sıcak duygular tatlı bir hatıra olarak kalacaktır yarınlara.

Bizi misafir edip bazı bilgiler veren Mesut Delebe’ye en kalbi selamlarımı sunarım.

Kim bilir bakarsınız bir gün yine uğrarım okulunuza.