<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ünye Haber</title>
    <link>https://www.unyehaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.unyehaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 02:20:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ÖZER'DEN SAĞLIK DOLU MÜJDELER]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/ozerden-saglik-dolu-mujdeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/ozerden-saglik-dolu-mujdeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Ordu Milletvekili Mahmut Özer’den Ordu’ya Sağlık Yatırımları Müjdesi</p>

<p></p>

<p>AK Parti Ordu Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Özer, beraberinde AK Parti Ordu İl Başkanı Selman Altaş ile Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek Ordu’daki sağlık yatırımlarını görüştü. Ziyaret sonrası sosyal medya hesabından açıklama yapan Özer, “Ordulu hemşehrilerimizin sağlığı bizim için her şeyden önemli, her şeyden değerli” dedi.</p>

<p></p>

<p>Özer’in paylaştığı bilgilere göre, Ordu’da birçok sağlık yatırımı hayata geçirilmekte veya tamamlanma aşamasına gelmiş durumda:</p>

<p></p>

<p>Ordu Şehir Hastanesi inşaatında sona gelindi; donatımı ve tefrişatı için 1,3 milyar TL ödenek ayrıldı.</p>

<p></p>

<p>Ünye ve Fatsa Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi için gerekli arazi devri sağlandı; yatırım programına alındı.</p>

<p></p>

<p>BAHAR Merkezi (Bağımlı Hastalar İçin Rehabilitasyon Merkezi) Ordu’ya kurulacak.</p>

<p></p>

<p>Gölköy, Çatalpınar, Çaybaşı, Kabataş ve Ünye Tekkiraz Devlet Hastaneleri inşaatları tamamlanmak üzere, gerekli ödenekler sağlandı.</p>

<p></p>

<p>Gürgentepe Devlet Hastanesi, E grubundan D grubuna yükseltildi ve ilk ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p></p>

<p>Ordu İl Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası ve Altınordu 60 Ünitlik Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ihalesi yapıldı, yapımlarına başlandı.</p>

<p></p>

<p>Perşembe, Gürgentepe, Akkuş ve İkizce’de 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları ve Aile Sağlığı Merkezleri projeleri ve yapımları sürüyor.</p>

<p></p>

<p>Son 2 yıl içerisinde 10 adet birinci basamak sağlık yatırımı tamamlandı.</p>

<p></p>

<p>Bu dönemde 652 uzman doktor Ordu’ya atandı ve uzman hekim sayısında yaklaşık %25 artış sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Özer, paylaştığı mesajında “Ordu’muz; hizmete aldığımız, yapımı devam eden ve projelerini tamamladığımız sağlık yatırımları ile güçlü, donanımlı, nitelikli ve kolay erişilebilir sağlık altyapısına kavuşuyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/ozerden-saglik-dolu-mujdeler</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Sep 2025 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/09/f-b-i-m-g-1757688726085.jpg" type="image/jpeg" length="80066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5'i Kanser İlacı, 16 İlaç Geri Ödeme Listesine Alındı]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/5i-kanser-ilaci-16-ilac-geri-odeme-listesine-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/5i-kanser-ilaci-16-ilac-geri-odeme-listesine-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 5'i kanser ilacı olmak üzere 16 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya üzerinden bir açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 5'i kanser ilacı olmak üzere 16 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını açıkladı.</p>

<p>Bakan Işıkhan, "dirençli multipl miyelom, prostat ve cit kanseri, ileri evre kronik böbrek yetmezliği, genetik periferik nörolojik bozukluk, çocuklarda otizm spektrum bozukluğu, şizofreni, HIV-1 enfeksiyonu ve venöz yetmezlik tedavisinde kullanılan" 8'i yerli üretim olan 16 ilacın geri ödeme listesine alındığını açıkladı.</p>

<p>Ayrıca Aile Hekimlerinin reçete edebildiği geri ödeme kapsamındaki ilaç sayısının da arttırıldığını belirten Bakan Işıkhan, açıklamasında; "Aile Hekimliği Uzmanları ve İç Hastalıkları Uzmanları daha fazla ilaca rapor düzenleyebilecek. Kardiyolojik, dermatolojik ve göz hastalıkları ile diyabet, hipertansiyon, major depresyon ve daha birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ve çölyak tedavisinde kullanılan ürünlere erişim kolaylaştı. Tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim" dedi.&nbsp;</p>

<p>Bakan Işıkhan'ın konuyla ilgili yayımladığı mesaj şöyle;</p>

<p>"Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle;</p>

<p>5’i kanser ilacı olmak üzere 16 ilacı geri ödeme kapsamına aldık.</p>

<p>Aile hekimlerinin reçete edebildiği geri ödeme kapsamındaki ilaç sayısını artırdık, birçok ilacın rapor süresini uzattık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile hekimleri ve iç hastalıkları uzman hekimlerinin rapor düzenleyebileceği ilaç sayısını artırdık.&nbsp;</p>

<p>İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür diliyorum."</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/5i-kanser-ilaci-16-ilac-geri-odeme-listesine-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250325-201212.jpg" type="image/jpeg" length="92537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enerji İçecekleri Kalbi Tehdit Ediyor!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/enerji-icecekleri-kalbi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/enerji-icecekleri-kalbi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor; Enerji içecekleri, hızlı bir çözüm gibi görünse de uzun vadede kalp sağlığını tehdit edebilecek ciddi riskler taşıyor. Kalbinizi korumak için bilinçli tercihler yapın!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta yorgunluk hissini bastırmak ve zindelik kazanmak için sıkça tüketilen enerji içecekleri, kalp sağlığı için ciddi riskler taşıyor. Özellikle sınav dönemi uzun saatler ders çalışan genç çocukların, ağır fitness yapan gençlerin ve masa başında uzun saatler çalışan yetişkinlerin sıkça başvurduğu enerji içeceği tüketimi, hayati tehlikeleri de beraberinde getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, enerji içeceklerinin ani kalp krizi ve ani ölüm riski yaratabileceğini belirterek, bu içeceklerin bilinçsiz tüketilmemesi konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>KALICI KALP RİTİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR</p>

<p>Enerji içecekleri içeriğindeki yüksek kafein ve diğer uyarıcı maddeler (taurin, guarana, ginseng vb.) nedeniyle kalp atış hızını arttırır ve tansiyon yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz Köksal; "Bir kutu enerji içeceği kan basıncını 10 mmHg, kalp hızını ise +20 artırabilir. Bu durum, kalp ritminde bozulmalara ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir" diyor.</p>

<p>ENERJİ İÇECEKLERİNİN BİLİNÇSİZ TÜKETİMİ KALP KRİZİ VE ANİ ÖLÜM RİSKİNİ ARTTIRIYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enerji içeceklerini hızlı ve fazla miktarda tüketmek, kalp damarlarında spazm oluşturarak ani kalp krizine neden olabilir. Aşırı kilo, ileri yaş, tansiyon ve diyabet gibi kalp hastalığı risk faktörleri bulunan kişilerde bu tehlike daha da büyüyor.</p>

<p>Prof. Dr. Köksal; "Enerji içeceklerini alkol veya diğer uyarıcı maddelerle birlikte tüketmek, kalp sağlığına zararı katlanarak artıran bir hatadır. Bu ölüme davetiye çıkarmak gibidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>SAĞLIKLI ALTERNATİFLER TERCİH EDİLMELİ</p>

<p>Yorgunluk ve bitkinlik hissiyle başa çıkmanın daha sağlıklı yollarını aramak gerektiğini belirten Prof. Dr. Köksal; "bol bol su, doğal, taze ve kuru meyveler meyve, kontrollü çay ve kahve tüketimi, yeşil çay ve aşırı şekerli beslenmeden uzak durarak dengeli beslenme ile vücudunuza ihtiyacı olan enerjiyi sağlayabilirsiniz. Kalbiniz için uzun vadeli sağlıklı seçimler yapmalısınız" diyerek bireyleri bilinçli tüketim konusunda uyardı.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/enerji-icecekleri-kalbi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Mar 2025 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250323-202738.jpg" type="image/jpeg" length="86217"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklara ve Gençlere Ramazan İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/cocuklara-ve-genclere-ramazan-icin-saglikli-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/cocuklara-ve-genclere-ramazan-icin-saglikli-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Tuğçe Yılmaz, Ramazan ayında oruç tutan çocuklar ve gençler için sağlıklı ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Tuğçe Yılmaz, oruç tutan gençlere beslenme önerilerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“SAHUR, GÜN BOYU ENERJİNİN ANAHTARIDIR”</p>

<p>İlk olarak sahuru atlamamanın büyük önem taşıdığını söyleyen Dyt. Yılmaz; “Sahur, gün boyu enerjinizi korumanızı sağlar. Sahurda, yumurta, peynir, yoğurt ve süt gibi protein içeren gıdalar tercih edilmelidir çünkü bunlar tokluk süresini uzatır. Ayrıca, tam buğday ekmeği, yulaf gibi kompleks karbonhidratlar, vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için faydalıdır. Sağlıklı yağlar, ceviz, badem, fındık ve avokado gibi seçenekler de enerjinizi destekler. Sahurda, vücudun susuz kalmaması için en az iki bardak su içilmelidir. Burada içilen suyun iftar ile sahur arasında dengeli bir şekilde yayılması önemlidir. Bu süreçte salam, sosis, cips gibi tuzlu ve işlenmiş gıdalardan hızlı susatabileceği için kaçınılmalı, şekerli gıdalar ise kan şekerinin hızla yükselip düşmesine yol açabileceği için sınırlı tüketilmelidir” diye konuştu.</p>

<p>“İFTARA HAFİF BESİNLERLE BAŞLAYIN”</p>

<p>İftarda ise gün boyu kaybedilen enerjiyi sağlıklı bir şekilde yerine koymak için dengeli bir beslenme tercih edilmesi gerektiğini belirten Dyt. Yılmaz; “İftara bir bardak su ile başlanmalı, ardından hafif bir çorbayla mide hazırlığa sokulmalıdır. Çorbaların fazla unlu, şehriye veya yarma gibi yoğun karbonhidratlı olmamasına dikkat edilmelidir. Ana yemekte ise kas kaybı yaşamamak adına mutlaka et, tavuk, balık ya da kuru baklagiller gibi bir protein kaynağı tercih edilmelidir. Pilav veya makarna yerine, tam tahıllı ekmek ya da bulgur gibi daha sağlıklı karbonhidratlar seçilmelidir. İftarda, sebze yemekleri ve salatalar da sindirimi destekleyici ve vitamin kaynağı olarak sofrada yer almalıdır” dedi.</p>

<p>“MEYVE TÜKETMEYİ İHMAL ETMEYİN”</p>

<p>Ara öğünlerde ise meyve ve çiğ kavrulmamış kuruyemiş kombinasyonunu öneren Dyt. Yılmaz; ”Ayrıca haftada iki kez güllaç, sütlaç veya kazandibi gibi sütlü tatlılar da tercih edilebilir. Ramazan ayında meyve tüketimi azalabileceği için bu dönemde bir porsiyon meyve tüketmeye özen gösterilmelidir” şeklinde konuştu.</p>

<p>“YETERSİZ SIVI TÜKETİMİ YORGUNLUĞA YOL AÇABİLİR”</p>

<p>Su tüketiminin Ramazan boyunca genellikle azaldığını dile getiren Dyt. Yılmaz; “Ancak günlük ortalama iki litre su içmeye özen gösterilmelidir. Özellikle çocuklar gün boyunca aktif olup terleyebilecekleri için ekstra su kaybı yaşayabilirler. Bu yüzden günde bir şişe maden suyu içilebilir, içine limon ve çok az tuz eklenerek kaybedilen elektrolitler yerine konabilir. Bu önerilere dikkat edilerek, oruç tutan çocuklar ve gençler sağlıklı bir şekilde Ramazan ayını geçirebilir ve gün boyu enerjik hissedebilirler” dedi.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/cocuklara-ve-genclere-ramazan-icin-saglikli-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Mar 2025 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/tugce-yilmaz-yatay.jpg" type="image/jpeg" length="87517"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplumsal Yardımlaşma Güçlendikçe Yalnızlık Azalır!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/toplumsal-yardimlasma-guclendikce-yalnizlik-azalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/toplumsal-yardimlasma-guclendikce-yalnizlik-azalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçük iyilikler büyük mutluuklara kapı açıyor… Yardımlaşma ve dayanışma, bireylerin kendilerini güvende hissetmesini sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, özellikle Ramazan ayı gibi manevi dönemlerde yardımlaşmanın ruh sağlığına katkısı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>YARDIMLAŞMAK, ‘SOSYAL SERMAYE’ KAVRAMINA KATKI SAĞLIYOR</p>

<p>Ramazan ayının, paylaşma, dayanışma ve empati gibi değerlerin ön planda olduğu bir ay olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz; “Bugünlerde yardım etmek, iftar sofrasını bir komşuyla paylaşmak ya da ihtiyaç sahiplerine yönelik destekte bulunmak bireylerin toplumsal bağlarını güçlendiren bir köprü vazifesi görür” dedi.</p>

<p>Yardımlaşmanın, insanlar arasında güven, karşılıklı destek ve aidiyet duygusunun oluşumuna, ‘sosyal sermaye’ kavramına önemli ölçüde katkı sağladığını ifade eden Beyaz; “Bu vesileyle de yapılan yardımlar, bireyleri bir araya getirir ve ortak bir amaç etrafında birleştirir. Yardım ve destek sunma, sadece kişiye yönelik değil, aynı zamanda bir topluluğun parçası olma hissiyle de dolup taşmaya olanak sağlar. Bu da yalnızlık hissini azaltır ve kişinin dünyaya, içinde bulunduğu topluluğa karşı aidiyet duygusunu pekiştirir. Ayrıca, manevi bir atmosferde yapılan iyilikler, insanların birbirine daha şefkatli ve anlayışlı yaklaşmasını sağlayarak toplumsal ilişkilerin derinleşmesine ve daha sağlam hale gelmesine katkıda bulunur” açıklamasını yaptı.</p>

<p>KÜÇÜK İYİLİKLER UZUN VADEDE RUH SAĞLIĞINA POZİTİF KATKI SAĞLIYOR…</p>

<p>Küçük iyiliklerin bile ruh sağlığı üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha geniş ölçekli olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti; “Birine gülümsemek, herhangi bir ikramda bulunmak ya da edilen bir teşekkür dahi, beynimizin ödül sistemini harekete geçirir ve dopamin salınımını artmasına vesile olur. Bu, bize anlık bir mutluluk ve rahatlama hissi verir. Psikolojik açıdan, bu tür eylemler özsaygıyı güçlendirir çünkü ‘iyi bir şey yaptım’ düşüncesi, kendimize duyduğumuz saygıyı besleyecek niteliktedir. Bununla birlikte, küçük iyilikler stresi azaltır; çünkü odağımızı kendi sorunlarımızdan uzaklaştırıp başkalarına yöneltir ve böylece zihinsel yükümüzü hafifletir. Bir başka faydası ise, bu tip eylemlerin sosyal bağları güçlendirmesi ve bizi daha az izole hissettirmesidir. Düzenli olarak küçük iyilikler yapan insanların daha düşük kaygı seviyelerine sahip olduğu ve genel yaşam doyumlarının arttığı araştırmalarda çoğu kere karşımıza çıkıyor. Yani, bu küçük adımlar, birikir ve ruhsal vaziyetimize uzun soluklu bir pozitif katkıda bulunabilir.”</p>

<p>TOPLUMSAL YARDIMLAŞMA GÜÇLENDİKÇE YALNIZLIK AZALIR!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan’da yardımlaşma ve dayanışmanın artmasının, toplumun ruh sağlığını koruyan bir etkiye vesile olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dönemde insanlar birbirine daha çok destek olur, gerek iftar davetleri, fitre ve zekât gibi yardımlar gerek komşularla paylaşılan yemekler gibi ki bu da kolektif bir iyilik haline zemin oluşturur” dedi.</p>

<p>Psikolojik olarak, bu dayanışmanın, bireylerin kendilerini daha güvende ve desteklenmiş hissetmesini sağladığını da aktaran Beyaz, “Bu vesileyle de stres ve kaygı gibi ruhsal sorunları hafifletici bir etkiye imkân tanır. Toplumsal yardımlaşma güçlendikçe, yalnızlık azalır ve insanlar kendilerini daha büyük bir bütünün parçası olarak görebilir. Bu aidiyet duygusu, mutsuzluk ve tükenmeye yönelik risk faktörlerini düşürür ve genel ruhsal dayanıklılığın artmasına yardımcı olur” şeklinde konuştu.</p>

<p>MANEVİ BİR DÖNEMDE YAPILAN İYİLİKLER, BİREYİN RUHSAL OLARAK TATMİN OLMASINA YARDIMCI OLABİLİR…</p>

<p>Hem Ramazan ayı için hem de genel manada yapılan iyiliklerin, bireyin ruhsal gelişimine derin ve kalıcı bir katkı sağladığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz; “Öncelikle, kazanım olabilecek bir takım güzel özelliklerin genel hayata entegrasyonuna vesile olabilen bu süreçte yardım etmek, bireyin empati yeteneğini geliştirir; çünkü başkalarının ihtiyaçlarını fark etmek ve buna yanıt vermek, duygusal zekâyı güçlendirir” dedi.</p>

<p>Bu durumun uzun vadede daha sağlıklı ilişkiler kurmayı ve duygusal dayanıklılığı artırmayı sağladığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı; “İkincisi, Ramazan’daki iyilikler genellikle bir niyetle yapılır; örneğin, Allah rızası için ve de manevi bir tatmin için. Bu bireylerin içsel motivasyonunu besler. Psikolojide buna ‘içsel ödül’ diyoruz; yani dışsal bir beklenti olmadan yapılan iyilikler, bireyin kendine duyduğu saygıyı ve huzuru artırır. Üçüncüsü, bu eylemler alışkanlık haline gelebilir; Ramazan’da bir ay boyunca düzenli olarak yardım eden biri, bu davranışı hayatının diğer dönemlerine de taşıyabilir. Bu da bireyin karakterinde cömertlik, şefkat ve sabır gibi erdemlerin kök salmasına vesile olur. Son olarak, manevi bir dönemde yapılan iyilikler, bireyin hayatına anlam katar ve uzun vadede daha dingin, amaç odaklı ve ruhsal olarak tatmin olmuş bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.”</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/toplumsal-yardimlasma-guclendikce-yalnizlik-azalir</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Mar 2025 22:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250318-222033.jpg" type="image/jpeg" length="61687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında artan alerjik burun akıntısına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/bahar-aylarinda-artan-alerjik-burun-akintisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/bahar-aylarinda-artan-alerjik-burun-akintisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücudun bazı maddelere normalden daha fazla tepki verdiğini belirten uzmanlar bu durumun sonucunda alerji ortaya çıktığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alerjik rinitin burun akıntısına neden olan yaygın bir alerji türü olduğunu dile getiren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, alerjiyi tetikleyen maddelerden uzak durmanın en önemli korunma yöntemi olduğunu aktardı.</p>

<p>Antihistaminik ilaçlar ve kortizonlu burun spreyleriyle semptomların kontrol altına alınabileceğini ifade eden Rahimi, Alerjik rinit ise mevsimsel olur ya da yıl boyu devam eder” vurgusunu yaptı.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, özellikle bahar aylarında sıklıkla görülen alerjik burun akıntısı hakkında bilgi verdi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KİŞİLER HANGİ MADDEYE KARŞI ALERJİSİ OLDUĞUNU TEST ETMELİ…</p>

<p>‘Alerjik rinit’in burun akıntısı demek olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Vücudun normalden daha fazla reaksiyon vermesi durumu alerji olarak adlandırılır” dedi.</p>

<p>Alerji semptomlarını anlamak için ise mekanizmayı anlamak gerektiğini aktaran Rahimi; “Genellikle alerjinin bulunduğu üç yer vardır. Birincisi alerjik rinit, ikincisi akciğerlerde olan alerjik astım ve üçüncü ise ciltte bulunan ürtikerdir. Vücutta hangi maddelere karşı alerjinin olduğunu kişinin ilk önce kendi test etmeli. Örnek olarak mevsimsel polenlerin uçması ve reaksiyon olarak burun akıntısı, öksürme gibi belirtiler görülmesine mevsimsel alerjik rinit denir” şeklinde konuştu.</p>

<p>ALERJİYİ ENGELLEMEK İÇİN TETİKLEYİCİDEN&nbsp; UZAK DURULMALI</p>

<p>Tedavinin birinci şartının bilinçlenmek ve alerjiyi uzak tutmak olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi; “Kişinin kendisi de alerjiyi anlayabilir. Ancak bazen yeterli olmayabilir, bu durumda da hastanelerde laboratuvarlarda bazı testler yapılabilir” dedi.</p>

<p>Bulgular tespit edildikten sonra ilaç tedavilerine başlandığını ifade eden Rahimi, sözlerini şöyle sürdürdü; “Özellikle alerjik rinit için antihistaminik kullanır ancak yan etki olarak uyku sersemliği yaptığı için tercih edilmez. Alerji sadece burunda ise etkili olarak kortizonlu burun spreyleri kullanılır. Burun spreyleri ikiye ayrılır. Kortizonlu spreyler ve kortizonsuz spreyler. Kortizonlu spreylerin çok fazla yan etkisi yoktur ve uzun zaman kullanılabilir. Kortizonsuz spreylerin ise bağımlılık yapma etkisi vardır ve uzun süre kullanılmaz. Burundaki kozada ödem oluştuğu zaman sinüslerin kapakları tıkanır ve boşalamadığı için alerjik rinite bağlı sinüzite gelişir. Bir diğer alerji türü ise poliptir. Burunda olmaması gereken yumuşak beyaz dokulu etler bulunur. Alınmaması durumunda büyüme gösterir ve cerrahi müdahale edilmesi gerekir. Etler alınsa bile alerjik reaksiyon hala devam edebilir. Bu süreç devam ederken doktorun verdiği spreyler kullanılmaya devam edilir. Alerjinin cerrahi müdahalesi bulunmaz. Alerjik spreyler; akıntı, kaşıntı ve burun tıkanıklığını giderir.”</p>

<p>ALERJİK RİNİT, MEVSİMSEL YA DA BÜTÜN YIL GÖRÜLEBİLİR…</p>

<p>Geçmeyen burun akıntısının alerjik kaynaklı olup olmadığı konusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi; “Burun akıntısı bir göstergedir. Sinüzit, burun etleri, polip ya da alerji var mı diye bakılması gerekir. Bunun için de muayene olunmalı. Muayene olurken endoskopi ve önlü arkalı burun tomografisi çekilmesi gerekir. Sonuca göre de tedavi uygulanır” dedi.</p>

<p>Alerji, nezle ve soğuk algınlığı arasındaki farklara da değinen Rahimi sözlerini şöyle tamamladı; “Alerjik rinitte; hapşırma, akıntı, kaşıntı ve burun akıntısı bulunur. Vücut kırgınlığı, ateş ve vücut titremesi gibi bulgulara rastlanmaz. Gribal enfeksiyonlar bir süre sonra kendiliğinden geçer. Nezle ve soğuk algınlığı viral enfeksiyonlar olduğu için antibiyotik kullanılmasa bile geçer. Alerjik rinit ise mevsimsel olur ya da yıl boyu devam eder.”</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/bahar-aylarinda-artan-alerjik-burun-akintisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Mar 2025 01:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250318-011825.jpg" type="image/jpeg" length="73386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehir Hayatı Kalbinizi Yoruyor...]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/sehir-hayati-kalbinizi-yoruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/sehir-hayati-kalbinizi-yoruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde hızla artan kentleşme, modern yaşamın getirdiği kolaylıklarla birlikte ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde dünya nüfusunun büyük bir kısmının kent merkezlerinde yaşadığını belirten Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği üyesi Prof. Dr. Serkan Durdu, şehirlerin aynı zamanda bu hastalıklarla mücadelede kritik birer savunma hattı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Kent yaşamını daha sağlıklı hale getirerek önlenebilir hastalıkların önüne geçilebileceğini ve erken ölümleri azaltmak mümkün olduğunu açıklayan Prof. Dr. Serkan Durdu, şehirleşmenin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<p>ŞEHİR HAYATI KALBİNİZİ YORUYOR</p>

<p>Hava kirliliğinin, kalp hastalıklarının en büyük tetikleyicilerinden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Durdu; "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 91’i önerilen hava kalitesi sınırlarının üzerinde bir çevrede yaşamaktadır. Hava kirliliği, uzun vadede damar sertliği, hipertansiyon ve kalp krizi riskini artırıyor" şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p>Gürültü kirliliğinin de kalp sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Durdu, Avrupa’da yapılan araştırmalara göre, sürekli yüksek düzeyde gürültüye maruz kalan bireylerde stres seviyelerinin arttığını, bunun ise uzun vadede yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalıklara yol açtığını ifade etti.</p>

<p>NEW YORK BAŞARDI, SIRADA BİZ VARIZ</p>

<p>Kentlerin sağlıklı yaşamı teşvik edecek şekilde planlanması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Serkan Durdu, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, yeşil alanlar ve temiz hava politikalarının şehirleri daha sağlıklı hale getireceğini belirtti.&nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Durdu; "Londra ve Paris gibi büyük şehirler, hava kirliliğini azaltmak için düşük emisyon bölgeleri oluşturuyor. Kopenhag ve Amsterdam gibi şehirler ise bisiklet kullanımını artırarak halk sağlığını destekliyor" dedi.</p>

<p>New York’ta uygulanan sigara yasağı, trans yağ kullanımı kısıtlamaları ve sağlıklı gıda politikalarının toplum genelinde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarını azalttığını kaydeden Durdu; "Tütün kontrolü ve sağlıklı beslenme programları sayesinde, özellikle büyük kentlerde sigara içme oranları düşmekte, bu da kalp sağlığına olumlu katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>YAPAY ZEKÂ VE BÜYÜK VERİ İLE KALP HASTALIKLARI ÖNLENEBİLİYOR</p>

<p>Kalp hastalıklarının önlenmesinde teknolojinin önemine dikkat çekerek giyilebilir sağlık cihazlarının, bireylerin kalp atış hızlarını, tansiyonlarını ve fiziksel aktivitelerini takip ederek erken uyarı sistemleri sunduğunu belirten Durdu; "Akıllı telefon uygulamaları sayesinde bireyler, sağlık durumlarını anlık olarak izleyebilir ve gerektiğinde doktorlarına danışabilir" açıklamasını yaptı.</p>

<p>Büyük veri analizleri ve yapay zekâ destekli sağlık sistemlerinin de şehirlerde hastalık riskini en aza indirmeye yardımcı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serkan Durdu; "Örneğin, acil sağlık hizmetleriyle entegre çalışan sistemler sayesinde ani kalp krizleri gibi durumlarda daha hızlı müdahale edilebilmektedir" dedi.</p>

<p>ŞEHİRLER KALP SAĞLIĞI İÇİN YENİDEN TASARLANIYOR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Birliği ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) gibi kuruluşların şehirlerde kalp sağlığını iyileştirmeye yönelik çeşitli projeler yürüttüğünü vurgulayan Durdu; "WHO’nun ‘Sağlıklı Şehirler’ girişimi kapsamında, şehir planlamasının merkezine insan sağlığının yerleştirilmesi teşvik edilmektedir. Daha fazla yeşil alan, fiziksel aktivite teşvikleri ve sağlıklı ulaşım sistemleri gibi projeler, şehirlerde kalp sağlığını olumlu yönde etkilemektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>CDC’nin ‘Million Hearts’ programına da değinen Prof. Dr. Serkan Durdu, bu programın önümüzdeki yıllarda kalp hastalıklarına bağlı ölümleri yüzde 25 oranında azaltmayı hedeflediğini belirterek; "Erken tanı, bilinçlendirme kampanyaları ve toplum sağlığı programları, şehirlerde kalp hastalıklarını önlemede kritik rol oynamaktadır" dedi.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/sehir-hayati-kalbinizi-yoruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250315-211850.jpg" type="image/jpeg" length="77531"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev tipi arıtma cihazlarına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/ev-tipi-aritma-cihazlarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/ev-tipi-aritma-cihazlarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arş. Gör. Seda Kuşoğlu Gültekin; “Bakımı düzenli yapılmayan ve filtreleri zamanında değiştirilmeyen bir arıtma cihazından elde edilen suyun sağlık standartlarına uygun olması beklenemez” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nden Arş. Gör. Seda Kuşoğlu Gültekin, ev tipi su arıtma cihazlarının suyun kalitesi üzerindeki etkileri konusunda uyarılarda bulundu.</p>

<p>SON YILLARDA ARITMA SUYU KULLANIMI ARTIYOR</p>

<p>Arş. Gör. Seda Kuşoğlu Gültekin, son yıllarda arıtma suyu kullanımının arttığına işaret ederek; “Piyasada, kullanıcıların ulaşabileceği farklı marka ve özelliklerde birçok arıtma cihazı bulunmaktadır. Son yapılan bir çalışma, bu cihazların su içerisinde bulunan mineral miktarında azalmaya neden olduğunu göstermiştir. Mineraller, insan vücudu tarafından üretilemeyen ve mutlaka günlük olarak beslenme yoluyla alınması gereken önemli moleküllerdir. Beslenme ve su tüketimiyle vücuda alınan bu mineraller, insan metabolizmasında kritik görevlere sahiptir. Su arıtma cihazlarıyla yapılan çalışmalar, bu faydalı minerallerin içme suyundan tamamen ya da kısmen uzaklaştırıldığını ortaya koymuştur. Düzenli olarak bu suları tüketen kişilerin, özellikle günlük beslenme düzenlerinde de bu mineralleri yeterince alamaması durumunda, uzun vadede çeşitli sağlık sorunları yaşaması olasıdır” dedi.</p>

<p>MİNERALLER DIŞARIDAN ALINMASI GEREKEN HAYATİ MOLEKÜLLER…</p>

<p>Minerallerin insan sağlığı için çeşitli önemli görevlere sahip olduğunu dile getiren Arş. Gör. Seda Kuşoğlu Gültekin, şunları kaydetti; “Kişinin cinsiyeti, yaşı, hamilelik durumu ve hastalıkları gibi çeşitli faktörler, günlük mineral ihtiyacını etkiler. Mineraller, vücudun iç dengesi olarak adlandırılan homeostazinin sağlanması ve sürdürülmesi için büyük önem taşır. Günlük beslenme yoluyla alınan mineraller, çeşitli metabolik süreçlerde kritik görevler üstlenir. Sindirim sistemi aracılığıyla vücuda giren mineraller, kan yoluyla farklı dokulara taşınarak diş ve kemik yapısının korunması, kas kasılması ve sinirsel iletim gibi çeşitli metabolik faaliyetlerde rol oynarlar. Kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi minerallerin uzun vadede yeterli miktarda alınmaması, yorgunluğa, kas kramplarına ve diş-kemik zayıflığına neden olabilir. Gelişme çağındaki bireylerde veya hamilelik durumunda ise daha ciddi sağlık sorunları görülebilir. Sodyum ise, potasyum ile birlikte çalışarak vücudun su dengesini düzenleyen bir elektrolittir. Bu sıvı dengesi, sinir ve kas sistemi için kritik öneme sahiptir. Diğer mineraller gibi sodyum ve kalsiyum da vücut tarafından üretilemez ve dışarıdan, günlük beslenme ile alınması zorunludur.”</p>

<p>SU ARITMA CİHAZLARININ DÜZENLİ BAKIMLARI YAPILMALI</p>

<p>Arıtma suyunun mineral içeriğindeki azalmanın yanı sıra, evlerde kullanılan su arıtma cihazlarının düzenli bakımlarının yapılması ve filtrelerinin zamanında değiştirilmesinin de önemli bir konu olduğuna işaret eden Seda Kuşoğlu Gültekin; “Bakımı düzenli yapılmayan ve filtreleri zamanında değiştirilmeyen bir arıtma cihazından elde edilen suyun sağlık standartlarına uygun olması beklenemez. Ancak, gerekli filtrasyon, klorlama gibi işlemlerden geçerek tüketiciye ulaşan doğal kaynak suları, tüketim için genellikle güvenli kabul edilmektedir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ALTERNATİF YÖNTEMLER DE SU İÇERİSİNDE BULUNAN MİNERALLERDE AZALMAYA NEDEN OLUYOR</p>

<p>Alternatif yöntemlerden ters ozmozun, florür ve bakteri gibi daha büyük parçacıklı kirleticilerin basınç yoluyla uzaklaştırıldığı, yarı geçirgen membran kullanılan bir yöntem olduğunu ifade eden Seda Kuşoğlu Gültekin; “İyon değişimi yönteminde ise, katı reçineler ve farklı elektrolit çözeltileri kullanılarak sudaki bakterilerin, çözünmüş katıların ve suyun tadında değişime neden olan çeşitli minerallerin uzaklaştırılması sağlanır. Her iki yöntemde de cihazların düzenli bakımlarının ve temizliğinin yapılması elde edilen su kalitesini etkilerken, diğer yöntemlerde olduğu gibi su içerisinde bulunan minerallerde de azalmaya neden olduğu bilinmektedir” ifadesinde bulundu.&nbsp;</p>

<p>BİLİNÇSİZCE MİNERAL TAKVİYESİ KULLANILMAMALI</p>

<p>İnsan sağlığı için hayati öneme sahip minerallerin eksikliği kadar fazlalığının da çeşitli metabolik rahatsızlıklara yol açabileceğini kaydeden Gültekin; “Bu nedenle, kişilerin günlük olarak alınması gereken miktarların üzerinde bilinçsizce mineral takviyesi kullanılması da farklı sağlık sorunlarına neden olabilir” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/ev-tipi-aritma-cihazlarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250315-210020.jpg" type="image/jpeg" length="72869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünye'de Fırın ve Market Denetleniyor...]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/unyede-firin-ve-market-denetleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/unyede-firin-ve-market-denetleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayında fırın ve marketlerde denetimlere hız verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ünye’de Ramazan ayında denetimler aralıksız devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Ünye Belediyesi Zabıta ekipleri ve Ünye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün ortak denetimleri, ilçe genelindeki fırınlar ve marketlerde yapılıyor.</p>

<p>Ekipler, hijyen koşullarını, ekmek ve pide gramajlarını ve ürün fiyatlarını kontrol ediyor.</p>

<p>DENETİMLER SADECE HİJYENLE SINIRLI KALMIYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekipler, ekmek ve pide gramajlarını da kontrol ederek, halk sağlığını tehdit edebilecek unsurları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ayrıca, fırınlarda kullanılan ekipmanlar, temizlik ve haşere denetimleri de titizlikle yapılıyor.</p>

<p>Ekipler, marketlerde ürünlerin raf ömrü, fiyat etiketleri ve ürünlerin muhafaza koşullarını gözden geçiriyor.</p>

<p>Fiyat farkları ve etiketleme gibi kurallara uymayan işletmelere yasal işlem uygulanıyor.</p>

<p>Ünye Belediyesi ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin denetimleri, halkın sağlıklı ve hijyenik ürünler tüketmesini sağlamak amacıyla devam edecek.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/unyede-firin-ve-market-denetleniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Mar 2025 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/03/i-m-g-20250305-203401.jpg" type="image/jpeg" length="54076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Tuba Yeşilyurt'tan Ramazan'da Beslenme Önerileri]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/diyetisyen-tuba-yesilyurttan-ramazanda-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/diyetisyen-tuba-yesilyurttan-ramazanda-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünye Devlet Hastanesi Diyetisyeni Tuba Yeşilyurt, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, manevi derinliğinin yanı sıra, beslenme alışkanlıklarımızın da önemli ölçüde değiştiği bir dönemdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünye Devlet Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Tuba Yeşilyurt, bu mübarek ayda sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, oruç tutan bireyler için değerli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p>SAHURDA DENGELİ BESLENMENİN ÖNEMİ</p>

<p>Diyetisyen Yeşilyurt, sahurun oruç süresince vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için kritik bir öğün olduğunu vurguladı.</p>

<p>Sahurda protein, kompleks karbonhidrat ve lif açısından zengin gıdaların tercih edilmesi gerektiğini belirten Yeşilyurt, “Yumurta, tam buğday ekmeği, süt ürünleri ve taze meyve-sebzeler, uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur” dedi.</p>

<p>İftarda Aşırı Yemekten Kaçının<br />
Uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve fazla miktarda yemek yemenin sindirim sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Yeşilyurt, iftara su ve hafif bir çorbayla başlanmasını önerdi ve ana yemeğe geçmeden önce kısa bir mola verilmesinin, mideyi rahatlatacağını ve aşırı yemeyi engelleyeceğini söyledi.</p>

<p>YETERLİ SIVI TÜKETİMİ</p>

<p>Oruç süresince vücudun susuz kalmaması için iftar ile sahur arasında düzenli aralıklarla su içmenin önemine değinen Yeşilyurt, “Günde en az 10 bardak su tüketmeye özen gösterin” şeklinde konuştu.</p>

<p>Tatlı Seçiminde Dikkatli Olun<br />
Ramazan ayında tatlı tüketiminin arttığını belirten Yeşilyurt, şerbetli ve ağır tatlılar yerine, sütlü veya meyveli hafif tatlıların tercih edilmesini tavsiye etti ve bu şekilde, gereksiz kalori alımının ve kan şekerindeki ani dalgalanmaların önüne geçilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Fiziksel Aktiviteyi İhmal Etmeyin<br />
Son olarak, Diyetisyen Tuba Yeşilyurt, iftardan bir süre sonra hafif tempolu yürüyüşler yapmanın sindirimi kolaylaştıracağını ve metabolizmayı destekleyeceğini belirterek Ramazan boyunca hafif egzersizlerin genel sağlık için faydalı olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p>Diyetisyen Yeşilyurt’un bu değerli önerileriyle, Ramazan ayını daha sağlıklı ve enerjik geçirmeniz mümkün olacaktır.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/diyetisyen-tuba-yesilyurttan-ramazanda-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/02/i-m-g-20250228-w-a0049.jpg" type="image/jpeg" length="69106"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünye Hastanesi’ne Optik Koherens Tomografi Cihazı Alındı]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/unye-hastanesine-optik-koherens-tomografi-cihazi-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/unye-hastanesine-optik-koherens-tomografi-cihazi-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünye Devlet Hastanesi, göz hastalıklarında doğru teşhis ve etkili tedavi imkanlarını artıran OCT cihazıyla sağlık hizmetlerinde bir adım daha attı. 

Ünye Devlet Hastanesi, göz hastalıklarının teşhis ve tedavisinde devrim niteliği taşıyan Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazını hizmete sundu.
Bu önemli yatırım, Ünye ve çevresindeki hastaların, göz hastalıkları için detaylı ve hızlı bir değerlendirme almasını mümkün kılıyor.
Konuyla]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ünye Devlet Hastanesi, göz hastalıklarının teşhis ve tedavisinde devrim niteliği taşıyan Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazını hizmete sundu.</p>

<p>Bu önemli yatırım, Ünye ve çevresindeki hastaların, göz hastalıkları için detaylı ve hızlı bir değerlendirme almasını mümkün kılıyor.</p>

<p>Konuyla ilgili bir açıklama yapan Başhekim Dr. Yılmaz Dündar; “Görme sağlığı, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. OCT cihazı sayesinde, retina hastalıklarının ve glokom gibi görme kaybına neden olabilecek rahatsızlıkların teşhisini artık çok daha hızlı ve etkili bir şekilde yapabileceğiz. Bu teknoloji, hastalarımızın tedavi süreçlerini kolaylaştıracak ve bölge halkına daha kaliteli sağlık hizmeti sunmamıza olanak sağlayacaktır” dedi.</p>

<p>Başhekim Dr. Yılmaz Dündar, OCT cihazının özellikle Ünye ve çevresindeki hastalar için büyük bir kolaylık sağlayacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı;</p>

<p>“Bu cihazın hastanemize kazandırılması, göz sağlığında erken teşhis ve etkin tedaviye yönelik çok önemli bir adımdır. Artık hastalarımızın büyük merkezlere gitmesine gerek kalmadan burada hızlı ve güvenilir bir hizmet almasını sağlayacağız. Teknolojiyi sağlıkla buluşturmak için çalışmalarımız devam edecek.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OCT NEDİR VE HANGİ HASTALIKLARIN TEŞHİSİNDE KULLANILIR?</p>

<p>Ünye Devlet Hastanesinde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynep Gülnihan Gül, Optik Koherens Tomografinin (OCT), gözün arkasındaki ışığa duyarlı doku olan retinanın kesit görüntülerini almak için ışık dalgalarını kullanan, girişimsel ve radyasyon olmayan bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirterek; “Bu cihaz sayesinde retinanın her bir tabakası ayrıntılı bir şekilde haritalanır ve kalınlıkları ölçülür. OCT, özellikle şu hastalıkların teşhis ve tedavisinde önemli bir role sahiptir:<br />
Makula Deliği ve Makula Buruşukluğu: Retinada meydana gelen hasarları belirler.<br />
Makula Ödemi: Retina tabakalarındaki sıvı birikimini görüntüler.<br />
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı): İleri yaşta sık görülen görme kaybı riskine karşı tanı koyar.<br />
Glokom: Optik sinir lifi değişikliklerini değerlendirerek erken teşhis imkanı sunar.<br />
Santral Seröz Retinopati: Retinada sıvı birikimini tespit eder.<br />
Diyabetik Retinopati: Diyabete bağlı göz rahatsızlıklarının değerlendirilmesinde kullanılır.<br />
OCT aynı zamanda optik sinirdeki bozuklukları analiz etmek için de kullanılmakta olup, görme kaybına yol açabilecek sinir lifi hasarlarını teşhis edebilme kabiliyetine sahiptir” dedi.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/unye-hastanesine-optik-koherens-tomografi-cihazi-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/02/i-m-g-20250203-120651.jpg" type="image/jpeg" length="30998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[F-URS ile Böbrek Taşlarından Hızla Kurtulun]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/f-urs-ile-bobrek-taslarindan-hizla-kurtulun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/f-urs-ile-bobrek-taslarindan-hizla-kurtulun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Op. Dr. Şükrü Ali Altan, F-URS ile böbrek taşlarından bıçak altına yatmadan kurtulmanın mümkün olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de her 7 kişiden birinde görülen böbrek taşları, günümüzde ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor.&nbsp;</p>

<p>Holmium lazer teknolojisi ile böbrek içindeki taşlar tespit edilerek güvenli ve etkili bir şekilde parçalanıyor.</p>

<p>TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Şükrü Ali Altan, Türkiye'de böbrek taşı görülme sıklığının bölgeden bölgeye değişse de yaklaşık yüzde 15 olduğunu belirterek, 13 milyon kişinin hayatlarının bir döneminde böbrek taşı rahatsızlığından şikayetçi olduğunu söyledi.</p>

<p>Op.Dr. Altan, “Günlük pratiğimizde bu kadar sık gördüğümüz böbrek taşları tedavisinde, en sert taşları bile rahatlıkla kırabilen Holmiyum lazer sistemi gibi bir alternatifimiz var. Holmiyum lazerle taşı toz haline getirebildiğimiz gibi, uygun hastalarda taşları daha küçük parçalar halinde vücuttan çıkartabiliyoruz’’ dedi.</p>

<p>Böbrek taşlarının tedavisinde son yıllarda en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan Fleksible Üreterorenoskopi (F-URS) teknoloji hakkında açıklama yapan Op.Dr. Altan, “F-URS yöntemi, vücudun doğal kanallarını kullanarak taşlara ulaşmayı sağlıyor” dedi.</p>

<p>F-URS’un ince ve bükülebilir bir endoskop olduğunu, vücudun doğal yolları kullanılarak böbreğin en küçük havuzlarına bile ulaşılabildiği bilgisini verdi.&nbsp;</p>

<p>HASTALAR AYNI GÜN TABURCU OLUYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>F-URS yönteminin cerrahi kesi gerektirmediğini ve hasta konforunu ön planda tuttuğunu belirten Op.Dr. Altan, işlemin 1-2 saat içinde tamamlandığını ve hastaların çoğunlukla aynı gün taburcu edildiğini söyledi.</p>

<p>KANAMA RİSKİ TAŞIMIYOR</p>

<p>F-URS&nbsp; &nbsp;yönteminin özellikle kan sulandırı ilaç kullanan hastalar için güvenli bir alternatif oluşturduğunu ifade eden Altan, taşın boyutu ya da yeri fark etmeksizin yüksek başarı oranı sağlandığını vurguladı.</p>

<p>F-URS yönteminin kilolu hastalarda ve doğuştan gelen diğer tedavi yöntemlerine göre daha etkili olduğunu vurgulayan Altan, “ESWL gibi dışarıdan taş kırma yöntemlerinin başarı oranı kilolu hastalarda düşükken, F-URS yöntemi daha başarılı sonuçlar veriyor ayrıca bu yöntemi doğuştan böbrek anomalisi olan hastalarda da güvenle kullanıyoruz” dedi.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/f-urs-ile-bobrek-taslarindan-hizla-kurtulun</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Feb 2025 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/02/i-m-g-20250202-175410.jpg" type="image/jpeg" length="36884"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Burun Tıkanıklığı" Deyip Geçmeyin!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/burun-tikanikligi-deyip-gecmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/burun-tikanikligi-deyip-gecmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Burnum Hep Tıkalı” Diyorsanız Dikkat!

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, kronik burun tıkanıklığı konusunda uyardı! 

Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu kişinin önemsemediği hatta adeta kanıksadığı kronik burun tıkanıklığı hemen her yaşta karşımıza çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sorun. Ancak çok daha fazlası var!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu kişinin önemsemediği hatta adeta kanıksadığı kronik burun tıkanıklığı hemen her yaşta karşımıza çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sorun. Ancak çok daha fazlası var!</p>

<p>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, “Ülkemizde yaklaşık her 3 kişiden birinde burun tıkanıklığı izlenmektedir. Alerjik rinite bağlı burun tıkanıklığı yüzde 10-30 arasındadır. Ancak bu sorunu kesinlikle hafife almamalı, mutlaka KBB uzmanına başvurulmalı ve tedavi olunmalıdır. Çünkü burun tıkanıklığı kısa dönemde yaşam kalitesini olumsuz etkilerken, uzun yıllar süren tıkanıklıklar akciğer ve kalp hastalıklarına hatta kalp krizine,&nbsp; uyku bozuklukları ve çocuklarda ortodontik diş bozuklukları gibi ciddi hastalıklara neden olabilmektedir” diyor.</p>

<p>KBB Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, burun tıkanıklığına yol açan etkenleri ve alınabilecek önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

<p>HAYATİ SONUÇLAR DOĞURABİLİYOR!</p>

<p>Sürekli yorgun hissediyor, dikkatinizi toplayamıyor, ağzınız kuruyor, sık sık başınız ağrıyor ya da uyku bozukluğu yaşıyorsanız bu ve benzeri sorunlarınızın burun tıkanıklığından da kaynaklanabileceğini bilmenizde fayda var.</p>

<p>Günümüzde hemen her yaşta karşılaşılan kronik burun tıkanıklığı günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkilerken, çocuklarda gelişme geriliği, dikkat dağınıklığı ve hiperaktiviteye de neden olabiliyor.</p>

<p>Hastaların çoğunun burun tıkanıklığı sorununu önemsemediklerini hatta kanıksadıklarını, oysa tedavi edilmediğinde hayati riske dahi yol açabildiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, “Burun tıkanıklığı nedeniyle solunum ağız yoluyla gerçekleştiğinden bu da diş ve diş eti hastalıklarını tetiklemektedir. Ayrıca akciğer filtrelenmiş hava alamayacağından dolayı astım ve alerjik bronşit gibi akciğer hastalıkları gelişebilir. Burun nefesinin sağlıklı şekilde yapılamaması kalp ve akciğerleri de basınç altına soktuğundan yüksek tansiyon riski oluşturmaktadır. Uyku apnesinin nedenleri arasında da başı çeken burun tıkanıklığı, geceleri uykuda solunumun durmasına ve kalp krizine varan ciddi tehlikelere yol açmaktadır” diyor.&nbsp;</p>

<p>BURUN TIKANIKLIĞINA YOL AÇAN ETKENLER!</p>

<p>Burun tıkanıklığına yol açabilen etkenleri; üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, alerjik reaksiyonlar, burun eğriliği (Septum Deviasyonu), burun eti şişliği (Konka Hipertrofisi), geniz eti (Adenoid Vejatasyon) ve hormonal değişiklikler olarak sıralayan Dr. Esin Özlem Atmış, tedavinin, tıkanıklığa yol açan sebep veya sebeplere göre değiştiğini vurguluyor.</p>

<p>KBB Uzmanı Dr. Atmış şöyle konuşuyor: “Burun tıkanıklığı olan hastanın öncelikle KBB hekimi tarafından muayene edilmesi ve tıkanıklığın nedeninin anlaşılması gerekir. Solunum yolu enfeksiyonu,&nbsp; alerjik rinit veya hormonal durumlarda öncelikle medikal tedaviler tercih edilirken; burun eğriliği, burun etinde büyüme, geniz eti büyümesi ve burun polipleri gibi hastalıklarda cerrahi tedaviler ön plana çıkmaktadır. Özellikle burun eti büyümesinde cerrahi yöntemler radyofrekans uygulamaları ve lazer ile burun eti küçültülmesi tercih edilebilir. Oldukça kolay uygulanan, güvenli ve etkin yöntemlerdendir. Kanser şüphesi olan bir hastada ise öncelikle çeşitli görüntülemelerin yapılması, takiben biyopsi alınması ve sonrasında çıkan sonuca göre tedavinin düzenlenmesi gerekir.”&nbsp;</p>

<p>BURUN TIKANIKLIĞINA İYİ GELEBİLEN YÖNTEMLER</p>

<p>Burun tıkanıklığı olan bir kişinin doktor önermediği sürece, arkadaş çevresi ya da internetten öğrendikleriyle burun spreyi kullanmaması gerektiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Atmış, gelişigüzel kullanılan burun spreylerinin uzun vadede burun dokularını bozarak ciddi tehlikelere neden olabileceğini söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Atmış, buna karşın burun tıkanıklığına iyi gelen bazı basit ama etkili yöntemleri şöyle sıralıyor; bulunulan ortamın çok kuru olmaması için nemin sağlanması, açık havada burundan derin nefes almak, deniz suyu veya okyanus suyu olarak adlandırılan ve tuzlu su içeren spreylerle burun yıkaması yapılması.</p>

<p>Eğer evde hazırlanacak ise; 1 bardak suya 1 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı karbonat eklenip aşırıya kaçmadan uygulanabilir.&nbsp;</p>

<p>Ayrıca burun sıvılarının akışkanlığını artırmak için mutlaka gün içerisinde 2 litre su tüketmek gerekiyor.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/burun-tikanikligi-deyip-gecmeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Feb 2025 03:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/02/screenshot-2025-02-02-03-48-47-081-comandroidchrome.jpg" type="image/jpeg" length="65280"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun Ağrısı Birçok Sorunu Tetikleyebilir!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/boyun-agrisi-bircok-sorunu-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/boyun-agrisi-bircok-sorunu-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tedavi edilmeyen boyun ağrısı ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Op. Dr. Kemal Paksoy, kronik ağrının ruh sağlığını da olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Paksoy, tedavi edilmeyen boyun ağrısının neden olabileceği sağlık sorunlarından bahsetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FİZİKSEL VE FONKSİYONEL PROBLEMLERE NEDEN OLABİLİR!<br />
Tedavi edilmeyen boyun ağrısının birçok sağlık sorununa yol açabileceğini dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy; “Uzun süreli veya kronik boyun ağrısı, birçok fiziksel ve fonksiyonel problem oluşturabilir. Bunların başında da kas ve iskelet sistemi sorunları gelir” dedi.<br />
Uzun süreli boyun ağrısının, omurga disklerinin zayıflamasına veya fıtıklaşmasına neden olabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Kemal Paksoy; “Bu durum, sinir köklerine baskı yaparak ağrı ve uyuşmaya yol açabilir. Boyun ağrısı ayrıca, boyun omurlarında osteoartrit gelişimine katkıda bulunabilir. Bu, eklem ağrılarına ve hareket kısıtlılığına yol açabilir” şeklinde konuştu.<br />
FARKLI SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİR!<br />
Boyun ağrısı tedavi edilmezse, ilgili kasların zayıflayabileceğini, bu durumun da genel fiziksel zayıflığa ve hareket kısıtlılığına neden olabileceğini aktaran Op. Dr. Kemal Paksoy; “Kronik boyun ağrısı, kas disfonksiyonuna yol açabilir. Bu, boyun kaslarının düzgün çalışmaması ve ek ağrılara yol açabilir” dedi.<br />
Sinir sıkışması ve sinir problemleri de görülebileceğini dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy, sözlerini şöyle sürdürdü; “Boyun bölgesindeki sinir köklerinin sıkışması, boyundan kollara veya ellere yayılan ağrılara ve uyuşmalara neden olabilir. Uzun süreli ağrı ve sinir baskısı, sinir hasarına ve nöropatiye yol açabilir. Bu durum, duyu kaybı, uyuşma ve karıncalanma hissi gibi semptomlara neden olabilir. Boyun ağrısı, boynun hareket aralığını kısıtlayabilir ve günlük aktiviteleri zorlaştırabilir. Bu, kişinin yaşam kalitesini etkileyebilir. Kronik boyun ağrısı, duruş bozukluklarına yol açabilir. Kötü duruş alışkanlıkları, boyun ağrısını daha da kötüleştirebilir ve omurga sorunlarına yol açabilir. Boyun ağrısı, gerilim tipi baş ağrılarına yol açabilir. Bu baş ağrıları, stres ve kas gerginliği ile ilişkili olabilir. Kronik ağrı, uyku kalitesini bozabilir ve genel yorgunluğa neden olabilir. Rahat bir uyku uyumayı zorlaştırabileceği için uyku bozukluklarına da yol açabilir.”<br />
KRONİKLEŞEN AĞRI DEPRESYON RİSKİNİ ARTIRIYOR!<br />
Boyun ağrısının sadece fiziksel değil ruhsal etkileri de olabileceğine vurgu yapan Op. Dr. Kemal Paksoy; “Kronik ağrı, stres ve anksiyeteyi artırabilir. Bu da kişinin genel ruh hali ve mental sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir” dedi.<br />
Sürekli ağrının, depresyon riskini de artırabileceğini ifade eden Op. Dr. Kemal Paksoy; “Kronik ağrı çeken kişiler, yaşam kalitesinin düştüğünü hissedebilir ve bu, depresyon riskini artırabilir. Boyun ağrısı, günlük aktiviteleri, iş ve sosyal yaşamı kısıtlayabilir. Bu da yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir” şeklinde konuştu.<br />
ERKEN TEŞHİSLE, DİĞER SAĞLIK SORUNLARI ÖNLENEBİLİR…<br />
Boyun ağrısı oluşumunu önlemek ve etkilerini en aza düşürmek için erken müdahalenin önemli olduğunu aktaran Op. Dr. Kemal Paksoy; “Boyun ağrısının erken dönemde tedavi edilmesi, neden olabileceği sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olabilir” dedi.<br />
Boyun ağrısı tedavisi için kullanılan yöntemlere de değinen Op. Dr. Kemal Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı; “Egzersiz ve fizik tedavi, boyun ağrısını yönetmek ve uzun vadeli komplikasyonları önlemek için etkili olabilir. İyi duruş alışkanlıklarının benimsenmesi ve ergonomik düzenlemeler yapılması, ağrı ve ilgili sorunları azaltabilir.<br />
Kronik boyun ağrısının sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek ve tedavi etmek için bir sağlık profesyoneline danışmak önemli bir nokta. Ağrının nedenlerini belirlemek ve etkili bir tedavi planı oluşturmak için gerekir.”<br />
HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/boyun-agrisi-bircok-sorunu-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jan 2025 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/01/i-m-g-20250119-132441.jpg" type="image/jpeg" length="51668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Yollarla Bebek Sahibi Olamayan Çiftlere Çözüm!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/dogal-yollarla-bebek-sahibi-olamayan-ciftlere-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/dogal-yollarla-bebek-sahibi-olamayan-ciftlere-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek sahibi olma sürecinde zorluk yaşayan çiftler, uzmanların rehberliğinde doğru adımları atarak bu hayallerine bir adım daha yaklaşabiliyor. Modern tıbbın sunduğu imkânlar ve destek mekanizmalarıyla ebeveyn olma yolunda umut her zaman var!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her insanın en büyük hayallerinden biri olan ebeveynlik, bazı çiftler için zorlu bir süreç haline gelebiliyor. Günümüzde her altı çiftten biri, doğal yollarla bebek sahibi olma konusunda zorluklarla karşılaşıyor. Ancak modern tıbbın sunduğu imkânlar ve uzmanların rehberliği, bu zorlukları aşmayı mümkün kılıyor.</strong></p>

<p>Ünye Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Toomaj Janfada, bu süreçte çiftlerin hangi adımları atmaları gerektiğini ve mevcut çözüm yollarını anlattı.</p>

<p>ERKEN TANI BAŞARIYI ARTIRIYOR</p>

<p>Normal yollarla gebelik elde edememenin altında yatan nedenlerin çok çeşitli olduğunu belirten Dr. Janfada; “Kadınlarda hormonal bozukluklar, yumurtlama problemleri veya tüplerle ilgili sorunlar; erkeklerde ise sperm sayısı ve kalitesindeki problemler en sık karşılaşılan nedenler arasında. Bu nedenle, sorunun kaynağını belirlemek için kapsamlı bir tıbbi değerlendirme şart. Eğer bir yıldan uzun süre düzenli ilişkiye rağmen gebelik sağlanamıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı” dedi.</p>

<p>YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ BÜYÜK FARK YARATABİLİR</p>

<p>Dr. Janfada, sağlıklı bir yaşam tarzının üreme sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekerek; “Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların bırakılması, düzenli egzersiz yapılması ve dengeli bir beslenme planının benimsenmesi, hem kadınların hem de erkeklerin üreme sağlığını olumlu yönde etkiler. Özellikle folik asit, çinko ve D vitamini gibi takviyeler bu süreçte önemli rol oynayabilir. Ayrıca stres yönetimi de kritik; çünkü yüksek stres seviyeleri hormon dengesini bozabilir” diye konuştu.</p>

<p>TIBBİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ UMUT OLUYOR</p>

<p>Yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olmadığı durumlarda modern tıbbın çeşitli tedavi yöntemleri devreye giriyor. Dr. Janfada bu yöntemleri şu şekilde özetledi:</p>

<p>İlaç Tedavileri: Yumurtlamayı destekleyen ilaçlar, birçok kadının gebelik şansını artırabilir.</p>

<p>Aşılama (IUI): Laboratuvar ortamında hazırlanan spermin rahim içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen bu işlem, basit ve etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Tüp Bebek (IVF): En bilinen yöntemlerden biri olan tüp bebek tedavisi, yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllenmesini ve ardından embriyonun rahme transfer edilmesini içeriyor.</p>

<p>Cerrahi Müdahaleler: Miyom veya tüp tıkanıklıkları gibi yapısal sorunlar cerrahi yöntemlerle çözülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ALTERNATİF YÖNTEMLER VE PSİKOLOJİK DESTEK</p>

<p>Dr. Janfada, tıbbi tedavilerin yanı sıra tamamlayıcı yöntemlerin de süreci desteklediğini belirterek; “Akupunktur veya yoga gibi alternatif uygulamalar, vücudu ve zihni rahatlatıcı etkileriyle üreme sağlığını olumlu etkileyebilir. Ancak bu süreçte çiftlerin en önemli dayanağı birbirine verdiği destektir. Gerekirse bir uzmandan psikolojik destek almak da sürecin daha kolay atlatılmasını sağlar” dedi.</p>

<p>Dr. Janfada, bebek sahibi olmak isteyen çiftlere şu mesajı verdi; “Her yeni gün, umutla doludur. Tıbbi gelişmeler, uzman desteği ve doğru adımlarla hayallerinize ulaşmanız mümkün. Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek ve doğru rehberlikle ilerlemek, sizin en büyük gücünüz olacaktır. Hayallerinizi ertelemeyin; sağlıklı günler dilerim.”</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/dogal-yollarla-bebek-sahibi-olamayan-ciftlere-cozum</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jan 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-07-at-094530.jpeg" type="image/jpeg" length="69019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Bağışıklığı Kuvvetlendirme Yolları!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/cocuklarda-bagisikligi-kuvvetlendirme-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/cocuklarda-bagisikligi-kuvvetlendirme-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne-babalar dikkat; Son günlerde mide-bağırsak enfeksiyonları arttı… ‘Bağışıklığı güçlensin’ diye gelişigüzel vitamin vermeyin!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son günlerde 7’den 70’e soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaşırken, özellikle çocuklarda mide ve bağırsak enfeksiyonlarına da sık rastlanıyor. Dondurucu soğuklarla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen uzun saatler virüsler ve bakterilerin kolayca ve hızlıca kişiden kişiye bulaşmasına yol açarken, bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayanları yatağa düşürebiliyor.</strong></p>

<p>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever;&nbsp;“Son dönemde soğuk algınlığı virüsleri ve bazı bakterilerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra mide ve bağırsak enfeksiyonları şikayetleri de oldukça fazla görülüyor. Rotavirüs, Norovirüs, Adenovirüs gibi virüsler ve bazı bakterilerin neden olduğu mide-bağırsak enfeksiyonları (Gastroenterit) ishal, kusma, karın ağrısı, halsizlik, hafif ateş ve sıvı kaybı gibi şikayetlere neden oluyor” dedi.</p>

<p>Çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlü olmasının, enfeksiyonlardan korunmada son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Vatansever, çocuklarda bağışıklığı kuvvetlendirmenin ve hastalıklardan korunmanın 10 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>BU BESİNLERİ TÜKETMESİNE ÖZEN GÖSTERİN</p>

<p>Çocukların abur-cuburdan ve fast-food türü beslenme tarzından, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak tutulması gerekir. Et, balık, yumurta, baklagiller gibi protein kaynakları bağışıklık hücrelerinin yapımı için önemlidir. Özellikle C vitamini (portakal, mandalina, kivi, brokoli) ve A vitamini (havuç, aspanak) açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Bağırsak sağlığı bağışıklığın yüzde 70’ini etkilediğinden bağırsak sağlığını desteklemek için yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaların tüketimi özendirilmelidir. Ceviz ve badem gibi kuruyemişler de beslenmeye dâhil edilmelidir.</p>

<p>YETERLİ VE KALİTELİ UYUMASINA DİKKAT EDİN</p>

<p>Uyku sırasında bağışıklık sistemi onarım ve yenilenme süreçlerinden geçer. Çocukların yaşlarına uygun (1-3 yaş: 11-14 saat, 3-6 yaş: 10-13 saat, 6-12 yaş: 9-12 saat) sürelerde uyuması bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde hayati öneme sahiptir. Yetersiz ve kalitesi uyku bağışıklığı zayıflatır. Uyku ortamı karanlık, sessiz ve rahat olmalıdır.</p>

<p>SPORA TEŞVİK EDİN</p>

<p>Fiziksel aktivite, kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalışmasını sağlar. Stres seviyesini düşürerek genel sağlığı iyileştirir. Çocukların açık havada oynaması hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için faydalıdır. Çocukların günde en az 1 saat açık havada oyun oynaması sağlanmalı, yaşa uygun spor etkinliklerine katılmaları teşvik edilmelidir.</p>

<p>HİJYEN KURALLARINI ÖĞRETİN</p>

<p>El hijyeni enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Özellikle yemek öncesi, tuvalet sonrası ve dışarıdan geldikten sonra el yıkama alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. El hijyeninin sağlanması, gün içerisinde ellerin yüze, gözlere ve ağıza götürülmemesi mikropların vücuda girişini engeller ve enfeksiyon riskini azaltır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AŞILARINI İHMAL ETMEYİN</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Bağışıklık sistemini hastalıklara karşı hazırlayan en önemli yöntemlerden biri aşıdır. Aşılar, çocukların bağışıklık sistemini belirli hastalıklara karşı hazırlayarak koruma sağlar. Çocukların aşı takvimi düzenli olarak takip edilmeli ve varsa eksik aşılar tamamlanmalıdır. Özellikle grip, zatürre gibi mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşılar düşünülmelidir” diyor.</p>

<p>AİLE İÇİ HUZUR VE DESTEKLEYİCİ ORTAM SAĞLAYIN</p>

<p>Çocukların stresli durumlarda bağışıklık sistemleri zayıflar. Aile içi huzur ve destekleyici bir ortam sağlamak önemlidir. Sanat ve oyun gibi aktivitelerle rahatlamaları teşvik edilebilir. Stresin dozunda yaşandığında kişiyi tehlikelerden korumaya katkı sağladığı ama aşırı stresin sağlığa zarar verdiği öğretilmeli, stresi yönetmeyi öğretmesi konusunda gerekirse uzman desteği alınmalıdır.</p>

<p>SİGARA VE KİMYASAL MADDELERİN ZARARLARINA KARŞI BİLİNÇLENDİRİN</p>

<p>Sigara dumanına maruz kalmak, çocukların bağışıklığını zayıflatır ve solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Evde ve çocuğun bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi kritik öneme sahiptir. Sigaranın ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirme çok önemlidir.</p>

<p>YETERLİ SU TÜKETMESİNE DESTEK OLUN</p>

<p>Vücudun su dengesinin korunması, bağışıklık hücrelerinin etkin çalışması için gereklidir. &nbsp;Çocuğun yaşına uygun miktarda su içmesi sağlanmalıdır. Su, toksinlerin vücuttan atılmasını ve bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasını destekler.</p>

<p>KIŞ GÜNEŞİNDEN FAYDALANDIRIN</p>

<p>D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Günde 15-20 dakika güneş ışığı almak faydalıdır. Güneş ışığı, D vitamini üretimini, D vitamini ise bağışıklık hücrelerini destekler. Kış güneşinden mutlaka faydalandırın. Gerekirse doktor kontrolünde D vitamini takviyesi yapılabilir.</p>

<p>GELİŞİGÜZEL VİTAMİN VERMEYİN!</p>

<p>Dr. Süheyla Yeldan Vatansever; “Çocuklarda vitamin kullanımı, sağlıklı büyüme ve gelişim için gerekli olabilir; ancak bu süreç dikkatle yönetilmelidir. Anne-babalar çocuklarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacıyla arkadaşlarından, internetten ya da çevrelerinden duyduklarıyla vitamin ve mineral takviyesinde bulunabiliyor. Oysa doktora danışılmadan ve çocuğun ihtiyacı olmayan bir takım ürünlerin verilmesi bazen bağışıklık sistemini fazla çalıştırarak otoimmün hastalıkları tetikleyebilir! Çocuğun ihtiyacı kan tahlilleri ve sağlık durumu değerlendirilerek belirlenmelidir. Bazı vitaminlerin uzun süre yüksek doz kullanımı vücutta birikerek zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir” diyor.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/cocuklarda-bagisikligi-kuvvetlendirme-yollari</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/01/d2-a9855.JPG" type="image/jpeg" length="30184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı köyden evliliklere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/ayni-koyden-evliliklere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/ayni-koyden-evliliklere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynı köyde veya yakın köyden yapılan evlilikler genetik hastalık riskini arttırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir ve Tanısız Hastalıklar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Serdar Ceylaner konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de aynı köy ya da yakın köyden yapılan evliliklerin aynı popülasyondan yapılması sebebiyle genetik taşıyıcılık hastalık riskinin arttığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Serdar Ceylaner, bir çok kişinin akraba evliliği yapmadığını düşünerek genetik hastalıklar için bir risk taşımadığını düşündüğüne dikkat çekerek; “Aynı köye yada yakın köyden yapılan evliliklerdeki genetik benzerlik bazen tahmin edemeyeceğiniz kadar yüksek olabilmektedir” dedi.</p>

<p>YAKIN KÖY EVLİLİKLERİNDE GÖRÜNMEYEN TEHLİKE</p>

<p>Küçük kasabalarda veya köylerde yıllarca yaşayan toplumlarda aynı gen havuzundan gelen bireyler bulunduğunu ifade eden Prof. Ceylaner,&nbsp; aynı köyden evlilik yapan bireylerde özellikle genetik hastalıkların bir grubu olan otozomal resesif hastalıkların riski artırdığını belirtti.</p>

<p>Prof. Ceylaner şöyle devam etti; “Biz tüm genleri çift doz taşırız. Birisini annemizden diğerini babamızdan alırız. Her ikisinden de mutasyon olan gen alınması durumunda hastalık ortaya çıkar. Bu sebeple normalde nadir görülen bu hastalıkların akraba evliliği yapan kişilerde riski artmaktadır. Aynı şekilde aynı köy veya yakın köyden evli kişilerde de risk artmaktadır.”</p>

<p>RESMİ VERİLERDE GENETİK TEHLİKE</p>

<p>Türkiye’de akraba evliliği oranlarına&nbsp; bakıldığında tespit edilen rakamlar ve otozomal resesif hastalıkların Türkiye’de tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Ceylaner;&nbsp; “Aile’nin hasta bir çocuğu olduğunda 'eşinizle akrabalığınız var mı?' sorusu daha detaylandırılmalıdır. 'Uzaktan da olsa akrabalığınız var mı?', 'aynı köylü müsünüz?' hatta 'eşinizle yakın köylü müsünüz?' diye sorulmalı ve 'evet' cevabı alınırsa otozomal resesif bir hastalık olabileceği akılda tutulmalıdır” dedi</p>

<p>EVLENMEDEN ÖNCE GENETİK DANIŞMANLIK ALINMALI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akraba evliliği yapan çiftlerin veya aynı köy ile yakın köyden evlilik yapan çiftlerin sağlıklı çocuklarının&nbsp; &nbsp;olabileceği bilgisini veren Ceylaner,&nbsp; genetik hastalık riskinin bu ailelerde çok arttığı için bu ailelerin çocuk sahibi olmadan bir genetik merkezine başvururlarsa taşıdıkları önemli hastalıkları tespit edilebileceklerini ve gebeliklerinde bu hastalıkların olmasının önlenebileceğini söyledi.</p>

<p>Ceylaner, “Neredeyse akraba evliliği yapan her üç aileden birisinde eşlerin her ikisi de önemli bir hastalık taşımaktadır. Bu ailelere gebelik öncesi bilgi verip gerekirse tüp bebek yöntemi uygulanarak preimplantasyon genetik tanı yapılabilmekte ve önceden saptanan riskli hastalığın çocuklarında çıkmaması sağlanabilmektedir” şeklinde konuştu.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/ayni-koyden-evliliklere-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2025/01/i-m-g-20250104-150253.jpg" type="image/jpeg" length="99037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Spor Yapanlar İçin Doğru Beslenme...]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/spor-yapanlar-icin-dogru-beslenme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/spor-yapanlar-icin-dogru-beslenme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Dr. Özden Yılmaz, sporcu beslenmesi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sporcuların ve spor yapanların başarısının arkasındaki gizli formülün doğru bir beslenme planı olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özden Yılmaz; “Performansı optimize etmek, antrenman sonrası toparlanmayı hızlandırmak ve uzun vadeli sağlığı desteklemek için sporcu beslenmesi vazgeçilmezdir. Sporcu beslenmesi bireysel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır. Dengeli ve bilinçli bir beslenme, performansınızı zirveye taşır, yorgunluk ve sakatlanma riskini azaltır” dedi.</p>

<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Dr. Özden Yılmaz, sporcu beslenmesi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.</p>

<p>Karbonhidratların yoğun egzersizlerde temel enerji kaynağı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özden Yılmaz; “Glikojen depolarının dolu olması, performansınızı zirveye taşır. Hafif egzersizlerde günlük 3-5 g/kg, orta yoğunlukta 5-7 g/kg, yüksek yoğunlukta ise 7-12 g/kg karbonhidrat tüketimi önerilir. Tam tahıllar, esmer pirinç, yulaf ezmesi, tatlı patates ve muz gibi kompleks karbonhidratlar ideal kaynaklardır. Egzersiz sonrası beyaz pirinç veya spor içecekleri gibi hızlı karbonhidratlar toparlanmayı destekler” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>“PROTEİNLER KAS DOKUSUNUN YENİLENMESİ VE BÜYÜMESİ İÇİN ÖNEMLİ”</p>

<p>Proteinlerin ise kas dokusunun yenilenmesi ve büyümesi için kritik önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz; “Sedanter bireyler için günlük 0.8 g/kg, dayanıklılık sporcuları için 1.2-1.6 g/kg, güç sporcuları için ise 1.6-2.2 g/kg protein alımı gereklidir. Tavuk, balık, yumurta, baklagiller ve tofu gibi besinler protein açısından zengindir. Antrenman sonrası hızlı sindirilen proteinler (peynir altı suyu proteini) tercih edilebilir. Yağlar, uzun süreli egzersizlerde enerji sağlar ve genel sağlığı destekler. Günlük enerjinin %20-35’i yağlardan karşılanmalıdır. Zeytinyağı, avokado, ceviz, somon gibi sağlıklı yağlar, özellikle Omega-3 yağ asitleri inflamasyonu azaltarak toparlanmayı destekler” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“DEMİR EKSİKLİĞİ PERFORMANS DÜŞÜŞÜNE YOL AÇABİLİR”</p>

<p>Demirin hemoglobinin sentezinde hayati rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Yılmaz; “Eksikliği yorgunluk ve performans düşüşüne yol açabilir. Kırmızı et, karaciğer, mercimek ve kuru kayısı gibi besinler zengin demir kaynaklarıdır. C vitamini ile tüketildiğinde demir emilimi artar. Kalsiyum, kemik sağlığı ve kas kasılması için önemlidir. Süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünleri ve susam zengin kaynaklardır. Magnezyum ise kas fonksiyonlarını düzenler ve kramp riskini azaltır. Tam tahıllar, kabak çekirdeği ve bitter çikolata magnezyum açısından zengindir. Sodyum ve potasyum elektrolit dengesi için kritik öneme sahiptir ve muz, patates, hindistancevizi suyu gibi besinlerde bulunur” şeklinde konuştu.</p>

<p>“SIVI VE ELEKTROLİT DENGESİNE DİKKAT EDİLMELİ”</p>

<p>Dehidrasyonun, performansı yüzde 20’ye kadar azaltabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Yılmaz, “Günlük ortalama 2-3 litre su tüketimi önerilir. Egzersiz sırasında her 15-20 dakikada bir 150-300 ml su içmek faydalıdır. Uzun egzersizlerde elektrolit içeren spor içecekleri sıvı kaybını dengelemek için kullanılabilir” dedi.</p>

<p>“EGZERSİZE 30 DAKİKA KALA HAFİF BİR ATIŞTIRMALIK TERCİH EDİLEBİLİR”</p>

<p>Egzersiz öncesinde 2-3 saat önce karbonhidrat ve protein ağırlıklı bir öğün tüketilmesini öneren Uzm. Dr. Yılmaz;</p>

<p>“Örneğin, tam buğday tost, muz ve yoğurt iyi bir seçimdir. Egzersize 30 dakika kala hafif bir atıştırmalık (yulaf barı, muz) tercih edilebilir. Egzersiz sırasında, uzun süreli (90 dakikadan uzun süren) aktivitelerde her 45-60 dakikada bir 30-60 g karbonhidrat almak performansı destekler. Spor jelleri veya izotonik içecekler bu ihtiyacı karşılar. Egzersiz sonrasında, ilk 30 dakika içinde karbonhidrat ve protein tüketmek toparlanmayı hızlandırır.</p>

<p>Tavuklu pilav, çikolatalı süt veya protein shake bu dönemde ideal seçeneklerdir” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>“SUPPLEMENT KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER”</p>

<p>Protein tozlarının (supplement) besinlerle yeterli protein alınamadığında destek olarak kullanılabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Yılmaz, “Kreatin, güç sporlarında performansı artırırken, beta-alanin dayanıklılık sporlarında laktik asit birikimini azaltır. Elektrolit ve vitamin takviyeleri ise yoğun terleme veya yetersiz alım durumunda faydalıdır” dedi.</p>

<p>“VEGAN SPORCULAR MERCİMEK, TOFU, NOHUT GİBİ BİTKİSEL PROTEİN KAYNAKLARINA YÖNELMELİ”</p>

<p>Kadın sporcuların, demir ve kalsiyum seviyelerine özen göstermesinin gerektiğini de sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Yılmaz, “Vegan sporcular ise mercimek, tofu, nohut gibi bitkisel protein kaynaklarına yönelmelidir. Besin alerjisi olanlar, alternatif besinlerle çözüm bulabilir. Sporcu beslenmesi bireysel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır. Dengeli ve bilinçli bir beslenme, performansınızı zirveye taşır, yorgunluk ve sakatlanma riskini azaltır. Unutmayın, başarılı bir sporcu olmak sadece sahada değil, mutfakta da başlar” şeklinde konuştu.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/spor-yapanlar-icin-dogru-beslenme</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Dec 2024 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2024/12/i-m-g-20241227-115712.jpg" type="image/jpeg" length="17638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşte, Balkabağı'nın Faydaları!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/iste-balkabaginin-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/iste-balkabaginin-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balkabağı'nı doğru besinlerle birlikte tüketmek, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri daha etkili bir şekilde almamızı, faydalarından en üst düzeyde yararlanmamızı sağlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında sofralarımıza renk katarken, sağlığımıza da büyük fayda sağlayan balkabağını, özellikle bazı besinlerle birlikte tükettiğimizde etkisinin çok daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?&nbsp;</p>

<p>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Edagül Kopuz; “Günümüzde birçok ülkede anti-inflamatuar, antioksidan, antiviral ve antidiyabetik özellikleri nedeniyle ilaç olarak kullanılmakta olan balkabağı, besleyici içeriği ve sağlık üzerindeki olumlu etkileri sayesinde diyetimizde mutlaka yer alması gereken bir besindir. Onu doğru besinlerle birlikte tüketmek, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri daha etkili bir şekilde almamızı, faydalarından en üst düzeyde yararlanmamızı sağlar” diyor.</p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Edagül Kopuz, balkabağı ile gelen 8 önemli faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

<p>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR</p>

<p>Balkabağı, içerdiği C vitamini sayesinde, kış aylarında artan hastalıklar karşısında vücudun bağışıklığını güçlendirir.&nbsp;</p>

<p>Balkabağına karabiber, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar eklemek balkabağındaki beta-karotenin vücutta emilimini artırır. Böylece cildin yenilenmesini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların riskini azaltarak, vücuda direnç kazandırır.</p>

<p>Balkabağı antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikalleri temizler, vücudu hastalıklara karşı korur.&nbsp;</p>

<p>KİLO KONTROLÜNE YARDIMCI OLUR</p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Edagül Kopuz; “Balkabağı, 100 gramında sadece 26 kalori içeriği ile diyet yapanlar için ideal bir sebzedir. Yüksek lif yapısı sayesinde tok tutar, sindirim sistemini düzenler ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Balkabağına tarçın ve zencefil gibi baharatlar eklemek, hem sindirimi destekler hem de metabolizmayı hızlandırarak, kış aylarında vücudun daha hızlı çalışmasına yardımcı olur” diyor.</p>

<p>CİLT SAĞLIĞINI DESTEKLER</p>

<p>Balkabağı cildin daha sağlıklı ve parlak görünmesini desteklerken antioksidan özellikler cilt yaşlanmasını geciktirir, kırışıklıkların oluşumunu engellemeye yardımcı olur.&nbsp;</p>

<p>Balkabağını yağlar (zeytinyağı, avokado yağı, hindistancevizi yağı) ile birlikte tüketmek, içeriğindeki beta-karotenin vücutta daha iyi emilmesini sağlar.</p>

<p>Zeytinyağı veya avokado yağı ile pişirilen balkabağı, A vitamini emilimini artırarak hem göz hem cilt sağlığına büyük katkı sağlar.&nbsp;</p>

<p>SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENLER</p>

<p>Yüksek lif içeriği sayesinde balkabağı, sindirim sistemini düzenler ve kabızlık gibi sorunları önler.</p>

<p>Aynı zamanda mideyi rahatlatır, bağırsak hareketlerini hızlandırarak sindirim sürecini iyileştirir. Protein kaynakları (tavuk, yumurta, mercimek) ile tüketildiğinde öğünleri daha doyurucu hale getirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KIŞ DEPRESYONUNA KARŞI KORUR</p>

<p>Balkabağı, içerdiği triptofan adlı amino asit sayesinde ruh halini iyileştirici etkiye sahiptir. Triptofan, vücutta serotonin üretimini artırarak depresyon belirtilerini hafifletir. Bu, kış depresyonuna karşı olumlu bir etki sağlayabilir.<br />
&nbsp;<br />
KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR</p>

<p>Balkabağı, kalsiyum açısından zengin olan süt ve yoğurt ile beraber tüketildiğinde kemik sağlığını güçlendirir. Kalsiyum, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur, osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesinde önemli bir rol oynar.&nbsp;</p>

<p>KALBİ KORUMAYA YARDIMCI OLUR</p>

<p>İçeriğindeki potasyum, kalp sağlığını korumada önemli rol oynar. Potasyum, kan basıncını düzenler, kalp krizi ve inme riskini azaltır. Ayrıca, sağlıklı yağlarla birlikte kalp dostu beslenmeyi destekler.</p>

<p>HORMON DENGESİNİ DESTEKLER</p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Edagül Kopuz; “Balkabağındaki çinko, hormon dengesinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle kadınlarda adet döngüsünü düzenlemeye ve ciltteki hormon kaynaklı sorunları azaltmaya yardımcı olabilir” diyor.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/iste-balkabaginin-faydalari</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Dec 2024 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2024/12/i-m-g-20241222-133215.jpg" type="image/jpeg" length="48847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir Belediyesinden Çölyak Hastalarına Destek!]]></title>
      <link>https://www.unyehaber.net/buyuksehir-belediyesinden-colyak-hastalarina-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.unyehaber.net/buyuksehir-belediyesinden-colyak-hastalarina-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çölyak hastalığının gıdaları piyasada oldukça pahalıya satılırken Ordu’da Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz veriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tek tedavisi glütensiz diyet olan Çölyak hastalığının gıdaları piyasada oldukça pahalıya satılırken Ordu’da Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz veriliyor.</p>

<p>Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde sosyal belediyecilik adına nice projeleri hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, Çölyak hastalarının hayatını kolaylaştıran glütensiz gıda desteği ile de yüzleri güldürüyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>PİYASADA ZOR BULUNAN ÜRÜNLERE KOLAYLIKLA ULAŞIYORLAR</p>

<p>Hastalığın tek tedavisi glütensiz beslenme diyeti olan vatandaşlar ürünleri piyasada bulmakta zorlanıyor, bulsalar da fiyatı oldukça pahalı olduğu için gıdaları temin edemiyor.</p>

<p>Her alanda olduğu gibi bu alanda da vatandaşların yanında olan Büyükşehir Belediyesi gıda desteği ile Çölyak hastalarının ömür boyu tedavisine yardımcı oluyor.</p>

<p>Ordu’da bu hizmetten 157 vatandaş yararlanıyor. İçerisinde kek karşımı, un, ekmek karışımı, makarna, kurabiye, pirinç, yulaf ezmesi gibi glütensiz ürünlerin yer aldığı 4 adet dolu dolu koliler her bir hastaya tek tek teslim ediliyor.</p>

<p>Küçükten büyüğe her yaştan bireyin bulunduğu hastalar aldıkları hizmetten ise oldukça memnunlar.</p>

<p>“BAŞKANIMIZ HİLMİ GÜLER’E TEŞEKKÜR EDİYORUM”</p>

<p>Ömür boyu Çölyak hastalığı ile mücadele edecek Demet Yiğit ve Çiçek Gedik’te bu hizmetten yararlanıyor.</p>

<p>9 yıldır bu hastalığın içinde olan, böyle bir hizmetini var olduğunu duyan Ünye ilçesinde yaşayan Çölyak hastası Demet Yiğit Ordu Büyükşehir Belediyesine başvuruda bulunarak ilk glütensiz gıda kolilerini teslim aldı.</p>

<p>Ürünlerin oldukça pahalı olduğunu ve temin etmekte zorlandıklarını söyleyen Demet Yiğit şöyle konuştu; “9 yıldır bu hastalık ile mücadele ediyorum. Bu hizmetin olduğunu yeni öğrendim ve başvuruda bulundum. Ürünlerimiz oldukça pahalıydı. Artık Büyükşehir Belediyesinin desteği ile bu gıdalara ulaşabileceğim. Ben bu kadar ürünü alamazdım. Başkanımız Hilmi Güler’e her şey için çok teşekkür ediyorum.”</p>

<p>“3 YILDIR BU HİZMETTEN YARARLANIYORUM”</p>

<p>Yıllardır Çölyak hastalığı ile yaşayan Çiçek Gedik’te 3 yıldan bu yana bu hizmetten yararlanıyor. Kabataş ilçesinde ikamet eden Çiçek Gedik’te hizmetten oldukça memnun.<br />
&nbsp;<br />
3 senedir bu hizmetin kapısına kadar getirdiklerini söyleyen Çiçek Gedik şunları söyledi; “Hastalığım teşhisinden sonra Ordu Büyükşehir Belediyesinin böyle bir hizmeti olduğunu duydum ve 3 yıldır bu hizmetten yararlanıyorum. Allah razı olsun kapıma kadar gıdalarımı getiriyorlar. Benim gibi hastalar çok ve ürünlerimiz gerçekten çok pahalı. Her yerde bu gıdalar bulunmuyor. Özellikle ilçemizde hiç satılmıyor. Allah başkanımızdan razı olsun, başımızdan eksik etmesin.”&nbsp;&nbsp;</p>

<p>HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA İNSANA DOKUNULUYOR</p>

<p>Her geçen gün daha fazla hastaya ulaşan Ordu Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.</p>

<p>Ordu’da bulunan belirli kriterlere sahip olan çölyak hastaları Ordu Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler ve Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığına başvuruda bulunarak bu hizmetten yararlanabilecek.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.unyehaber.net/buyuksehir-belediyesinden-colyak-hastalarina-destek</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://unyehabernet.teimg.com/crop/1280x720/unyehaber-net/uploads/2024/12/i-m-g-20241218-120158.jpg" type="image/jpeg" length="34246"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
